Home » Makale ve Analizler » Al bayraktan Gök Bayrağa selam olsun

Al bayraktan Gök Bayrağa selam olsun

Çin’nin eziyetlerine karşı dik duran Gök Bayrağıma selam olsun.

Haber: Ozan Koltuk – Atatürk’ün de dediği gibi ‘Birgün tüm Türk devletleri Çin Seddi’nde buluşacağız.’

Doğu Türkistan, Orta Asya’nın orta bölümünde yer alan büyük Türkistan’ın doğu kesimidir. 1949 yılından bu yana Çin Halk Cumhuriyeti’nin siyasi ve iktisadi kontrolü altındadır. Bir ortaçağ Uygur el yazmasında “Uygurların Ülkesi” anlamına gelen, “Uygur Έli” terimi bulunmuştur.

Doğu Türkistan, Türkistan’ın bir parçasıdır. Türkistan, batıda Hazar Denizi’nden, doğuda Altay ve Altın Dağları’na; güneyde Horasan, Karakurum Dağları’ndan, kuzeyde Ural Dağları ile Sibirya’ya kadar uzanmaktadır. Doğu Türkistan; Türkistan’ın doğusunda ve Asya kıtasının tam ortasında bulunmaktadır. Güneyde Pakistan, Hindistan, Keşmir ve Tibet, güneybatı ve batıda Afganistan ve Batı Türkistan, kuzeyde Sibirya ve kuzeydoğuda Çin ve Moğolistan ile sınırdır.

Doğuda Çin ve Moğolistan, kuzeyde Rusya Federasyonu, batıda Batı Türkistan ile Afganistan, güneyde Keşmir ve Tibet ile çevrilmektedir. Doğu Türkistan’ın büyük bölümü Karakoram, Tanrı Dağları, Tarbagatay ve Altay sıradağları ve Taklamakan Çölü ile kaplıdır. Bu bölgede büyük ölçüde 50 milyon Uygur, Müslüman olup Türkçe konuşan insanlar yaşar.

Doğu Türkistan, günümüzde 1,65 Milyon km2 alanı kapsar, önceleri resmi kaynaklara göre 1,82 milyon km2 alanı kapsardı. Güneydeki Kunlun Dağları, Doğu Türkistan ile Tibet arasında sınır, ve kuzeydeki 400 kilometre uzun Altay Dağları Doğu Türkistan ile dış Moğolistan, Rusya ve Kazakistan arasında sınır oluşturur. Tanrı Dağları 1700 kilometre uzunlukta ve 250-300 kilometre genişlikte, büyük bir bölümü Doğu Türkistan’da, güneyden kuzeye doğru uzanırlar.

Çok zengin bir tarihe sahip ve görkemli görünümlü Doğu Türkistan, yüksek dağlarla, çok iyi ve ilginç çöllerle, güzel otlaklar ve ormanlarla kaplıdır.

İklim
Doğu Türkistan’ın deniz kıyılarından uzak kalması ve yüksek dağlarla çevrilmiş olması, çölleşmesine sebep olmuştur. Bu yüzden de kurak bir iklime sahiptir.

Coğrafya
Tanrı Dağları’nın bulunduğu bölgede, Uygurların Tushuk tash dedikleri (shipton’s arch diye de geçer) Kaşgarda yer alan Tushuk Tash görülmesi gereken nadir güzellikteki yerlerden biridir.

Bölgeler
Doğu Türkistan üç büyük bölgeye ayrılmaktadır:

1. Cungarya Havzası, bozkır iklimli alçak alandır. Urumçi, Gulca ve Karamay bu bölgededir.

2. Tanrı Dağları, dağlık bölgedir. En yüksek tepesi Han Tanrı tepesidir (7.300 metre). Turfan Havzası da bu bölgede yer almaktadır. Yanan Dağlar, Tanrı Dağlarının silsilesinde çorak bir, aşınmış, kırmızı kumtaşlı tepelerdir.

3. Tarım Havzası, Tarım Irmağından adını alan yüksek dağlarla çevilmiş çukurdur. En alçak yeri deniz yüzeyinden 800 metre yüksektedir. Bu bölgenin büyük kısımı Taklamakan Çölü ile kaplıdır. Tarım Nehri ile bir kolu olan Kaşgar Derya, Yarkent Derya, Hotan Derya ve Aksu ile birlikte Çerçen Derya, Karaburan Gölü’ne dökülür. Tarım Nehri’nin diğer kolu Kuruk Derya ise Lob Çukuruna gider.

Yerleşme yerleri
Yerleşim yerleri akarsular boyunca uzanan Kaşgar, Yarkent, Hotan, Aksu, Uçturfan, Kumul, Altay, Gulca ve Turfan vahalarında gelişmiştir.

Doğu Türkistan’ın kısa tarihi
12 Kasım 1933 tarihinde ilan edilen Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti, 6 Şubat, 1934 yılında Ma Chnagying’in ordusu Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti ordusunu imha etmiş ve yeni kurulan Cumhuriyeti yıkmıştır.

12 Kasım, 1944 yılında tekrar oluşan Doğu Türkistan Cumhuriyeti beş yıl sonra 20 Ekim, 1949 yılında tekrar yıkılmış ve Aralık 1949’da Çin Halk Kurtuluş Ordusu bölgeye girerek konuşlandırılmış ve Doğu Türkistan, Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlanmıştır. Doğu Türkistan halkı da o zamandan beri Çin işgaline karşı direnmektedir.

1953 yılında Türkiye 900’den fazla Doğu Türkistanlı Müslümanı Kaşmir ve Pakistan’dan kabul etmiştir.

Çin devleti aldığı karar çerçevesinde Doğu Türkistan bölgesinde başörtüsü takan, burka giyen kadınların ve uzun sakallı olan erkeklerin toplu taşınmadan yararlanmasını yasaklamıştır. Karara göre kıyafetinde hilal ve yıldız sembolü olan herkes bu yasak kapsamında toplu taşımadan yararlanamayacaktır.

Doğu Türkistan katliamı
Temmuz 2009 Urumçi başkaldırıları, Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı, Doğu Türkistan adıyla da bilinen, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin başkenti Urumçi’de 5 Temmuz 2009 günü başlayan olaylardır. Başkaldırının ilk gününde en az 1.000 Uygur’un katıldığı protesto olayları şiddetlenerek Çin’in en büyük etnik grubu olan Han halkına karşı bir şiddet eylemi haline gelmiştir. Polisin devreye girmesine rağmen yüzlerce Han Uygur’ların yanı sıra polisle de çatışmıştır. Başkaldırılar sonucunda resmi kaynaklara göre en az 197 kişi ölmüş, 1.721 kişi yaralanmış, birçok araç ve bina hasar görmüş olmakla birlikte Uygurlar tarafından ölü sayısının çok daha fazla olduğu ifade edilmiştir. Başkaldırıların arkasından polis tarafından yapılan operasyonlar sonucunda birçok kişi kaybolmuştur. İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından 43 kayıp kayda geçirilmiş, gerçek kayıp sayısının ise çok daha fazla olduğu belirtilmiştir.

Olayların gelişimi
Şiddet olayları Çin’deki en kalabalık etnik grubu oluşturan Hanlar ile Çin’deki etnik gruplardan biri olup köken olarak Türk halklarından biri olan ve çoğunluğu Müslüman olan Uygurlar arasında etnik çatışmaya dönüşmüştür.

Başkaldırının başlangıcı, 25 Haziran’ı 26’sına bağlayan gece Guangdong eyaletinin Shaoguan şehrinde bir oyuncak fabrikasında meydana gelen şiddet olaylarından birkaç gün sonrasına denk gelir. Oyuncak fabrikasındaki olayda, 2 Han kadın fabrika işçisinin 6 Uygurlu işçi tarafından tecavüze uğradığı dedikodusunun yayılmasının ardından Hanlar ve Uygurlar arasında etnik kökenli gerilim tırmanmaya başlamış ve iki Uygurlu işçinin ölümü ile sonuçlanmıştır. Uygurlu liderlerin iddiasına göre ölü sayısı çok daha fazladır. Yerel medyaya göre tecavüz dedikodusu işinden memnun olmayan bir Hanlı işçi tarafından uydurulmuş olup olaylar sonrasında resmi kaynaklar tarafından tecavüz olayı ile ilgili herhangi bir kanıta rastlanmadığı belirtilmiştir. Her ne kadar Resmi Çin Haber Ajansı dedikoduyu yayan kişinin tutuklandığını bildirse de Uygurlu liderler yetkililerin öldürülen Uygurları korumakta aciz kaldığı gibi katillerin yakalanması için yeterli çabayı göstermediğini iddia etmişlerdir. Buna dayanarak detaylı bir soruşturma açılması talebiyle Urumçi kentinde bir protesto gösterisi organize edilmiştir.

Protesto gösterileri bir noktadan sonra Han halkına karşı bir şiddet eylemine dönüşmeye başlamış, hükümet tarafından protestonun barışçı olmadığı açıklanmış ve şiddet olaylarının Dünya Uygur Kongresi tarafından internet üzerinden koordine edilerek yapıldığı iddia edilmiştir. Çin güvenlik güçleri gösterilere sert karşılık vermiştir

Çin medyasına göre çıkan çatışmalarda 137’si Han, 46’sı Uygur, 1’i Hui olmak üzere 184 kişi hayatını kaybetmiş, 1.680 kişi yaralanmış, 1.434 kişi tutuklanmıştır. Dünya Uygur Kongresi lideri Rabiye Kadir ise; Washington’da yaptığı açıklamada “Edindiğimiz bilgilere göre ölü sayısı 1000’in üzerinde, kimileri de 3 bin rakamını telaffuz ediyor” demiştir.

Çin Haber Ajansı tarafından Uygur göstericilerin yüzlerce aracı ateşe verdiği ve 14 ev ve 200’ü aşkın dükkânı tahrip ettiği ileri sürüldü. Şincan yönetiminin yaptığı açıklamada, olayların Rabiye Kadir’in önderliğindeki, Dünya Uygur Kongresi tarafından düzenlendiği iddia edildi. Rabiye Kadir bu iddiaları yalanladı. Olayların 1989’daki Tiananmen Katliamı’ndan sonra Çin’de görülen en büyük çatışmalardan biri olduğu yorumları yapılmaktadır. Bazı uzmanlar Urumçi olaylarının büyümesinde Çin’in 1949’tan bu yana Uygurlara uyguladığı kötü muamele ve asimilasyon politikalarının etkisi olduğunu ifade etmiştir.

Olaylardan sonra Çinli yetkililer bölgedeki internet erişimini kapattı ve telefon servislerini sınırlandırdı. Bölge hükümeti tarafından Sincan’da gece sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Polis Han Çinlileri ve Uygurların yaşadığı mahalleler arasında güvenlik koridoru oluşturdu. Hanların geceleri bu koridoru geçerek kendilerine saldırdığını ifade eden Uygurlar, ertesi gün protesto gösterisi düzenledi. Bu arada Han Çinlileri de Hanların tutuklanması nedeniyle polise tepki göstermek amacı ile kalabalık gruplar oluşturdu. Olayların sakinleşmemesi üzerine Urumçi’ye 20 bin takviye asker gönderildi. Hükümet yetkilileri olaylarda ölümlerin arkasındaki kişilerin idam edileceğini açıkladı. Çin Devlet Başkanı Hu Jintao, G8 zirvesi için bulunduğu Roma ziyaretini kısa keserek zirveye katılmadan 8 Temmuz’da Pekin’e döndü.

Ayrıca olaylar kısa sürede Kaşgar’a da sıçramış, Çinli yetkililer 10 Temmuz’da yabancı habercilerin şehri terk etmelerini istemiştir.

Tursun Gül isimli bir Uygur kadınının 7 Temmuz’da zırhlı araçların önünde tek başına dikilerek yaptığı eylem, Tiananmen Meydanı’nda tankların önüne çıkan Çinlinin hareketine benzetildi ve Urumçi başkaldırısının sembolü haline geldi.

10 Temmuz’da Urumçi’de Cuma namazı kılınmasını yasaklanmasına karşın tepkiler üzerine bazı camilerde ibadete izin verildi. Namaz sonunda olayları protesto etmek isteyen Uygurlara ise polis müdahale ederek bazı göstericileri gözaltına aldı.

13 Temmuz’da Urumçi polisi 2 Uyguru vurarak öldürdü, birini ise yaraladı. Bu üç kişinin sopa ve bıçaklarla başka bir Uygura saldırmakta olduğu ifade edildi.

Doğu Türkistan’da baskı ve Çin işkencesi hala devam ediyor.
%d blogcu bunu beğendi: