Home » Makale ve Analizler » Türkistan Çin denizinde boğulmak üzere

Türkistan Çin denizinde boğulmak üzere

İslam Ümmetinin onurlu toprakları işgal altında. Medeniyetin merkezlerinden Türkistan Çin denizinde boğulmak üzere…

Mustafa-uzun

Mustafa Uzun

35 Milyon Müslüman Uygur Türk’ü birçok baskının yanı sıra eğitim hayatlarında da büyük bir zulüm altında inlemektedirler.

Dini, milli ve kültürel köklerinden kopartılmak istenen ve gözlerini açtığı andan itibaren “Sincanlı” olduğuna inandırılmaya çalışılan Doğu Türkistanlılar Kur’an okuduklarında dayak yiyor, Kur’an öğrenmek istediklerinde hapse giriyorlar.

Kendi dillerini, tarihlerini öğrenme hakları yok. İstedikleri üniversiteye girmek, istedikleri işte çalışmak onlar için hayalden de imkansız. Hayatlarının her aşamasında kimlikleri soruluyor onlara. Aidiyetleri sorgulanıyor, üstelik sorgulanmakla da kalmıyor, kendilerinden çalınıp yerine bir başkası konmaya çalışıyor.

Her ne kadar Çin hükümeti, Birleşmiş Milletler’e “eğitim hakkı”na dair garantiler vermiş, azınlık dillerinin sistemleştirilmesi ve azınlık okullarının idare hakkı elde etmesiyle ilgili çalışmaları olduğunu belirtmişse de, Doğu Türkistan söz konusu olduğunda hükümetin sözleriyle uygulaması arasında tam bir tezat yaşanmaktadır.

Asimile olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış bir halkın uzun vadeli en iyi mücadele yöntemi, yeni nesillerin iyi bir eğitimden geçmesidir. Dolayısıyla bu durumun farkında olan Çin yönetimi, böylesi bir mücadeleyi en başından engellemek için Doğu Türkistan halkının kaliteli eğitim alma yollarını neredeyse tamamen kapamıştır. Eğitime ayrılan ödenek kısılmakta, başka ülkelerde okumak isteyen gençlerin önüne birçok engel çıkarılmaktadır.

Doğu Türkistan halkına Çinlilerle aynı imkanlar verilmemektedir.  Çin rakamlarına göre dahi Müslüman Uygur halkı, Doğu Türkistan nüfusunun çoğunluğunu oluşturduğu halde ilkokul eğitimi alanların yalnızca %42’sini teşkil etmektedir. Her 100 kişiden 16’sı, ilkokul eğitimi dahi alamamaktadır. İlkokul mezunlarının %40’ı ortaokullara devam ederken, ortaokul mezunlarının da %10’u liselere girebilmektedir.

Büyük mücadeleler sonucu Müslümanlar için sınırlı sayıda okullar açılsa da, bu okullar da Çin’in asimilasyon politikası içinde eriyip gitmektedir. Öte yandan, Eylül 2001 tarihinden itibaren her yıl 5000 Doğu Türkistanlı genç, Çin okullarında eğitilmek üzere Çin yönetimi tarafından Çin’in iç eyaletlerine gönderilmeye başlanmıştır.

Eğitim koşullarındaki eşitsizlikler haricinde Doğu Türkistan Müslümanları için zorunlu tutulan müfredat da İslam ve Türk kültürünü yozlaştıracak niteliktedir. İlkokul kitapları ve sınıflardaki haritalarda Doğu Türkistan Çin sınırları dahilinde gösterilmekte; derslerde öğrencilere, “Doğu Türkistan çok eskiden beri Çin’in arazisidir” ifadesi ezberletilmektedir. Orta, lise ve üniversitelerdeki tarih derslerinde Çin tarihi okutulmaktadır.

Okullarda Doğu Türkistan tarihi, Türk tarihi, Türk devletleri ve Türk ünlülerinden bahsetmek yasaktır. Kaşgarlı Mahmud’un eseri gibi Türk kaynaklarından yararlanma, alıntı yapmanın cezası zorunlu pişmanlık belgesi vermektir. Dinine, milliyetine veya bağımsızlık isteğine istinaden söylediği herhangi bir sözden dolayı Doğu Türkistanlı bir öğrenci, okuldan atılabilir, dövülebilir, işkence görebilir ya da hapsedilebilir.

Resmi dilin Çince kabul edildiği bölgede son 30 yıl içerisinde üç defa alfabe değiştirilmiştir. Çin alfabesinde hiçbir değişiklik yapılmamasına karşın, Uygur alfabesi önce Kirilce’ye çevrilmiş, daha sonra Latin harflerine geçilmiştir. Önce Rusya, sonra Türkiye ile kurulacak ilişkilerden korkulduğu için en son Arap alfabesi zorunlu kılınmıştır.

Günümüzde Doğu Türkistan’daki bütün yayınların sadece %16’sı Uygurca’dır. Uygur dilinde hazırlanmış bir ansiklopedi veya sözlük bulunmamasının yanı sıra, Uygur öğretmenlerin veya fikir adamlarının Uygur tarihi, kültürü, sanatı üzerine yazı yazmaları da yasaklanmıştır. Aksi takdirde, bölücülük suçlamasıyla cezalandırılmakta, tutuklanmakta ve ders verdikleri okul kapatılmaktadır.

İşgalden sonra 1958 yılına kadar Çince, okullarda yabancı dil olarak okutulduysa da, Çince eğitim daha sonra zorunlu kılınmıştır. Eylül 2003’ten sonra bölgede Uygur Türk lehçesinde eğitim veren bütün anaokulu, ortaokul ve liseler kapatılmış; bu okullar Çince eğitim veren okullarla birleştirilmiş; Türk öğretmenlere Çince ders verme mecburiyeti getirilmiş; Çince bilmeyen öğretmenler işten atılmış ve bugüne kadar Doğu Türkistan’da Uygur Türk lehçesinde yayımlanan bütün kitaplar imha edilmiştir. Önceden Doğu Türkistan’daki yüksek okullarda Çince eğitim oranı %70 iken şu anda eğitim tamamen Çince olmuştur.

Bizim geleceğe dair umudumuz, Doğu Türkistan halkının “insanca” yaşama haklarına bir an önce kavuşabilmesi ve geçmişiyle, kültürüyle, diniyle yeniden ve hiçbir baskı altında kalmadan dilediği gibi yaşayabilmesidir.

Fakat Türkiye’deki Türklerin de her şeyden önce “oralarda” başka kardeşlerinin de yaşadığını bilmesi; ortak bir geçmişi paylaştığı bu insanları hatırlaması, yeri geldiğinde savunması, bu savunmayı yapacak iradeye sahip olması gerekmektedir.

Gök bayrağa da, al bayrağa da selam olsun.

About admin