Home » Kitap ve Dergiler » Doğu Türkistan’daki zulmü anlatıyor

Doğu Türkistan’daki zulmü anlatıyor

dogu-turkistan-1 (1)

Doğu Türkistan & İpek Yolu’nun Mahzun Ülkesi kitabı,

Doğu Türkistan’daki zulmü anlatıyor

Unutulmaması gereken bir halktır Doğu Türkistan halkı… Orada baskı ve zulüm gören Müslüman Türk kardeşlerimizi anlatan bir kitap Ahsen Utku’nun Doğu Türkistan kitabı..

İnanan her insanın kalbinde bir yerinin olduğu, gerek maddi gerekse de manevi anlamda inananlar arasında güçlü bağların meydana geldiği coğrafyalardır zulüm coğrafyaları. SuriyeFilistin veArakan halkları, yakın dönemde meydana gelen zulümlerle dikkatimizi yönelttiğimiz halklar olsa da, yüzyıldan fazla bir süredir komünist bir yönetim altında ezilen bir başka mazlum halkı da akıldan çıkarmamak gerekir: Doğu Türkistan Halkı.

Doğu Türkistan

Ahsen Utku’dan Doğu Türkistan’ı anlatan bir eser

Komünist Çin Devleti’nin, işgal politikasının sonucunda elde ettiği bir bölge olan Doğu Türkistan, Çin’in resmi kaynaklarında “Sincan” adı altında karşımıza çıkan bir bölge. Uygur Müslümanlarının yoğun bir şekilde yaşamakta oldukları bu bölge, Çin Devleti’nin asimilasyon politikasına asırlardır güçlü bir şekilde karşı koymakta, ancak son zamanlarda uluslararası destekçilerinin ihmalkârlığı ve tabii ki bazı politik oyunlar sonucunda zayıf bir direnişin gerçekleştiği bir bölge durumuna geldi. Ahsen Utku’nun, İlke Yayınları arasında çıkan Doğu Türkistan & İpek Yolu’nun Mahzun Ülkesi kitabı, bizlere, başta Uygur Türkleri olmak üzere bu coğrafyada yaşayan insanların maruz kaldıkları insan hakları ihlallerine (bizim tabirimizle zulümlere) dair çarpıcı örnekler sunuyor.

Zorunlu kürtaj politikası uygulanan, yaşam tarzı ile ‘terörist’ ilan edilen halk

1800’lü yıllarda 400 milyonluk bir nüfusa sahip olan Çin Devleti, aradan geçen iki yüzyıl sonunda yaklaşık 1.5 milyar kişiden oluşan devasa bir nüfus büyüklüğüne ulaştı. Nüfustaki bu aşırı artışın ülkeye büyük çapta zarar vereceğini düşünen siyasetçiler, Çin genelinde nüfus artışını azaltmaya hatta onu negatif duruma getirmeye yönelik bazı kanunları oluşturdular. Şehirlerde birden fazla, köylerde ise ikiden fazla çocuğa sahip olunmasını yasaklayan Çin Devleti, bu yasağı delmek isteyen Doğu Türkistanlı kadınlara zorunlu kürtaj uyguluyor, buna direnen kadınların ise karınlarını yararak çocuklarını katlediyor.

Doğu Türkistan

Tüm bu zorlamalara rağmen yasa dışı doğumu gerçekleştiren kadınlar, büyük cezalara çarptırılmamak adına yeni doğmuş bebeklerini kaldırım kenarlarına terk etme mecburiyetinde kalıyorlar. Zorunlu kürtajın Çin genelinde uygulanan bir durum olduğu söylenmesine rağmen bu uygulamanın gelecek açısından nasıl büyük bir sıkıntıya yol açacağını iyi tahlil etmek gerekir. Sayıları Çinlilerin yanında çok az olan Müslüman Uygur Türk halkını da kapsayan zorunlu kürtaj, bir popülasyonun daralmaması için gerekli olan aile başına ortalama 2,1 olan çocuk sayısını azaltarak, gelecekte Doğu Türkistanlıların yok olma tehlikesini de beraberinde getiriyor.

Yine Ahsen Utku’nun kitabından da öğrendiğimize göre, zorunlu kürtaj uygulaması ile zulme uğrayan Doğu Türkistanlılar, kabul etmiş oldukları dinin (İslam) gereklerini yerine getirme konusunda da Çin Devleti’nin baskıları nedeniyle ayrı bir zulmü yaşıyorlar. Reuters haber ajansının 3 Şubat 1999 tarihli haberine göre, her yıl dünyada uygulanmakta olan idam cezalarının tümünden fazla sayıda Müslümanı, “ayrılıkçılık, terörizm ve aşırı dincilik” kisvesi altında idam eden Çin Devleti, yine binlerce insanı aynı suç altında işkenceye tâbi tutuyor. İslam’ı yaşamaktan başka istekleri olmayan bu insanların din ve vicdan hürriyetlerine yönelik gerçekleştirdikleri eylemlere ise dünya maalesef kör ve sağır kalıyor.

Kültürel anlamda asimilasyona uğrayan bir halktır Doğu Türkistanlılar

Bir halkın, kendi kültürünü, tarihini, kimliğini yeni nesillere aktarmadaki en önemli işlevi, kullanmış oldukları anadil gerçekleştirir. Doğu Türkistan halkı, anadilleri olan Uygur Türkçesinin yeni nesillere öğretilmesi konusunda da büyük bir sıkıntı yaşıyor. Çin Devleti’nin, Çince dışındaki dillerin öğretilmesi konusunda göstermiş olduğu katı tutum neticesinde, son zamanlarda çıkan dergilerin yalnızca %10’unun Uygur Türkçesiyle yayımlanmakta olduğu bir bölge haline gelmiş Doğu Türkistan.

Buna ilaveten kitapta yer verilen bilgilerden, eğitim kurumlarının büyük çoğunluğunun Çince eğitim vermesi meselesi, Uygur Türkçesinin gelecek açısından nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu bizlere sunması bakımından önemli bir noktadır. Kültür hayatlarına olan bu büyük etkinin yanında, okuldaki derslerde ailelerinin benimsedikleri müfredatlar yerine Çin hükümetinin dayattığı müfredatlarla eğitilen (öğrenim gören) Uygur çocukları, çarpıtılarak sunulan bir tarih bilgisine sahip oluyor ve böylece geleneklerinden yavaş yavaş kopmalarına zemin hazırlanıyor.

Zorunlu kürtaj uygulamasıyla birlikte Doğu Türkistan halkının asimilasyon sürecini daha da hızlandıracak olan bu ve daha nice uygulamalara karşı mazlum kardeşlerimiz adına sesimizi yükseltmemiz gerektiğini hatırlatan bir eser olan Doğu Türkistan kitabı, ümmet derdi olanların başucunda olması gereken bilgilendirici kitaplardan biri…

By admin