20 Ağustos Çarsamba

Sitemiz Nasıl Olmuş ?
Gayet Güzel
İyi
Normal
İdare eder
Kötü

Doğu Türkistan Tarihi (Hunlardan Günümüze)

Doğu Türkistan Tarihi (Hunlardan Günümüze) Hun Imparatorlugu Dönemi. Uygur Devleti ve Uygur Adi Dogu Türkistan tarihi, Türk tarihi ile baslar. Yazili bilgi...
Bu Haber 26 Aralık 2012 07:55 Yayınlandı

Hun Imparatorlugu Dönemi. Uygur Devleti ve Uygur Adi

Dogu Türkistan tarihi, Türk tarihi ile baslar. Yazili bilgi ve belgelere dayanarak yapilan tespitlere göre, tarihte ilk Türk devleti Büyük Hun Imparatorlugudur. Bu devletin varligina, ilk olarak M.Ö. 318 yilindaki bir belgede rastlanmaktadir. Ancak, Büyük Hun Imparatorlugunun en kudretli dönemi Mete ile yasanmistir (M.Ö. 209-174). M.Ö. 206′da, Türkistan’daki mahalli hükümdarlar, Büyük Hun birligine katilmislardir. Büyük Hun Imparatorlugunun zayiflamasi üzerine , Çinlilerin Dogu Türkistan topraklarina saldirilari baslamistir. Kisa bir süre buralara hakim olan Çinliler, (M.Ö.101-86) püskürtülmüs ve yeniden Türk hakimiyeti baslamistir. Çin’le Hun devleti arasindaki çarpismalar uzun yillar devam etmis, bu sirada bazen Çinliler, bazen Türkler üstün gelmistir. Dogu Türkistan topraklari da, savas durumuna göre el degistirmistir. Nihayet Çin’liler, M.S.103 yilinda kesin sekilde yenilerek bu topraklardan çekilmistir. Bundan sonra, Göktürk dönemine kadar, Dogu Türkistan çesitli hanedanlarin yönetimine kalmistir. Hun devletinin sahneden çekilmesinden sonraki yillarda da çok kere mahalli küçük devletler veya hükümdarlar tarafindan idare edilmistir.

Göktürk Imparatorlugu Dönemi

Türk tarihindeki karisik dönem (5.Yüzyil sonu ile 6.Yüzyilin ilk yarisi ) Göktürklerin birligi saglamasi ile sona ermistir. Bumin Kagan’in Ötüken’i baskent yaparak kurdugu devlet 552-745 yillari arasinda ayakta kalmistir. Bu dönem 1. ve 2. dönem Göktürk devleti olarak ikiye ayrilmistir. 1.Göktürk devleti 552-630 yillari arasinda bagimsiz olmustur. Ancak 630′da ugranilan yenilgi üzerine Türk tarihinde acili bir dönem baslamistir. Kutlug Kagan’in istiklal bayragi açmasinin ardindan Çinlilere karsi kazanilan Inekler gölü savasi ile (682) felaketli yillar sona ermistir.Böylece 2.Göktürk devleti kurulmus ve Kutlug “Ilteris” adi ile hükümdar olmustur. Bu dönemde Büyük Türk birligi yeniden saglanmistir. Iki Göktürk devleti arasindaki acili dönemde, Çinliler, Dogu Türkistan üzerindeki emellerini gerçeklestirmeye çalismislardir. Bu amaçla 660′da Dogu Türkistan’i istila etmislerdir. Ancak burada on yildan fazla tutunamamislar, fakat bu defada onlarin yerini Tibetliler almistir. Tibet’in bazi bölgelerdeki isgali de uzun sürmemis ülke kademeli olarak isgalden kurtarilmistir. Göktürkler Dogu Türkistan daki hakimiyetlerini uzun süre koruyamamislar ve yerlerini bir baska Türk boyu olan Türgislere birakmistir(717). Türgis iktidari bir süre sonra sarsilmaya baslayinca, Türk illerinin korunmasi görevi Karluklara düstü. Çinlilerin ileri harekati üzerine Orta Asya ya dogru ilerleyen Müslüman Arap birlikleriyle isbirligi yapan Karluklar, ünlü Talas meydan muharebesinde Çin ordularini bozguna ugrattilar (751). Bu savas, Orta Asya Türk ülkelerinin yüzlerce yillik mukadderatini tayin etti. Çinliler, 18.yüzyila kadar Dogu Türkistan topraklarindan uzak kaldilar.

Uygur Devleti ve Uygur Adi

 

Uygur Devleti:
Çin kaynaklarinda Hoei-ho, Vei-ho, Hui-ho, Hueu-hu, Wei-wu vb. sekilde görülen Uygur adinin anlami 974′te yazilan Çince bir eserde “sahin süratiyle dolasan ve hücum eden” seklinde açiklanmaktadir. Fakat bunun bir yakistirma oldugu bellidir. Etimolojik olarak Uygur adinin “uy (takip etmek)+gur” (Salgur gibi)tarzinda ortaya çiktigi ileri sürülmüs ise de, o tarihlerde kullanilan Türkçe’de de “takip etmek” manasindaki eylem kökünün “ud-” biçiminde oldugu antitezinden hareketle sözcügün “oy (oymak,baski yapmak) + gur” ve daha kuvvetli bir olasilikla “uy (akraba, müttefik)+ gur” seklinde türedigi savunulmaktadir. Nitekim tarihsel süreçte ortaya çikan “On Uygur” federatif adinin “On Müttefik” manasina kullanilmis olma olasiligi tarihsel gerçeklik açisindan agir basar. Uygur adiyla ilgili bir diger sorunsal ise Islam kaynaklarinda her zaman ve Çin kaynaklarinda bazen kendilerine verilen Tokuz Oguz/Dokuz Oguz adinin kökeni ve ne sekilde ortaya çiktigidir. Aslinda Uygurlardan ayri bir budun (boylar birligi) olan Dokuz Oguzlar Göktürk siyasi otoritesinin dayandigi topluluk idi. Bu anlamda ayri bir etnik yapi olusturmayip bizatihi Türk budununu olusturan boylara verilen isimdi. Zaten Çin kaynaklarinda kendilerinden “Türklerin dokuz kabilesi”, Göktürkler’den ise “dokuz kabilenin Türkleri” diye bahsedilmesi bu özdesligi ortaya koymaktadir. Iste bu Dokuz Oguz boylarina, baska bir deyisle dokuz adet Oguz boyuna, -dokuz oymaktan olusan- Uygur boyunun eklenmesiyle “On-Uygur” denilen siyasal birlik ortaya çikmistir ve böylece Uygur adi ile Dokuz Oguz adi birlikte ve bazen karistirilarak kullanilagelmistir.
Siyasal Tarih:
Göktürk Devleti’nin yönetici zümresi olan Asena ailesinin ili/devleti dagildigi anlarda Uygurlar derleyiciligi çok iyi yapmislardir. I. Göktürk Devletinin çöküntüye geçtigi yilllarda Uygurlar’in basinda “erkin” denilen basbuglar bulunuyordu ve bunlar küçük bir beylik kurmustu bile. 630 yilinda erkin olan Pu-sa son Dogu Göktürk kagani Kie-li’nin oglunun idare ettigi bir orduyu bozguna ugratti( Anlasilan Göktürk Devleti’nin çöküsünü ve boylari derlemeyi sansa birakmayacak kadar yönetim konusunda iddiali idiler).Göktürk Devleti’nin istiklalini yitirdigi 50 yillik dönemde, basindakiler “il-teber” unvanina terfi eden Uygurlar 9 Oguz boylarini da tamamen kendi bünyelerine alarak Tula Irmagi kiyisinda bir beylik kurdular. Çin tarafindan hemen taninan Uygur Ilteberligi, Altay Daglarini da asarak Bati Gök Türk bodunu olan On Oklar sahasiyla ilgilenecek kadar güçlenmisti. Fakat Uygurlar, Asena ailesinden Kutlug Kagan (Ilteris Kagan)’in 681′de Göktürk ilini tekrar derlemesiyle bir kez daha Göktürk birligine katildilar.
Daha sonra Uygurlar ve Dokuz Oguz Boylari, Göktürklerin çöküsünde önemli rol oynamislardir. Orhun Yazitlari onlarin ayaklanmalari hakkinda pekçok bilgi sunar. Örnegin devletin en güçlü kagani olarak göze çarpan Kapgan Kagan Dokuz Oguz boylarindan Bayirkular’in pususunda öldürülmüstür. II.Göktürk Devleti’nin çöküse girdigi 740 yillarinda Uygurlar -dogaldir ki Göktürkler’in hilafina- yeniden güçlendiler. Bunu anlamak için baslarindaki yöneticinin “yabgu” unvanina bakmak yeterlidir. Göktürklerin iyice zayifladigi bir anda durumdan faydalanan Uygurlar, Basmil ve Karluk boylariyla ittifak ederek son Göktürk kaganlari Ozmis ve Po-mei’yi öldürdüler. Fakat bundan sonra müttefiklerin arasi açildi. Baslangiçta Basmil basbugunu kagan ilan eden Uygurlar, basamak olarak kullandiklari bu kagani öldürerek kendi yabgulari Kutluk Bilge Kül’ü Göktürklerin (Hunlarin da) baskenti olan Ötüken’de kagan ilan ettiler (745). Böylece Ötüken’de Uygur Kaganligi devri basliyordu.
Kurulus Dönemi:
Orhun Irmagi kiyisinda baskenti Ordu-balik kentini kuran ilk Uygur kagani Kutlug Bilge Kül iki yillik bir hükümdarliktan sonra 747′de öldü. Yerine oglu Moyen-çor(747-759) kagan oldu. Moyen-çor’un etkinliklerini Orhun-Selenga irmaklari arasindaki Sine-usu Gölü yakininda diktirdigi “bengü tas”‘tan izlemek mümkündür. Buna göre öncelikle aralarinda hep yakin iliskiler olan Dokuz Oguz boylarini derledi. Ardindan Orhun-Ötüken bölgesinin etrafinda konan göçen ve Türkçe konusan boylari denetimi altina alma politikasi gütmeye basladi. Bu çerçevede, kuzeyde Yenisey Irmagi havalisindeki Kirgizlar’la, Altay Daglari ile Tanri Daglari arasinda bulunan Karluklar ve onlara yardim eden daha batidaki Türgisler’le, Yenisey, Obi ve Irtis irmaklari arasinda bulunan Basmil, Dokuz Tatar ve Çikler’le savasmis, bunlarin tamamini kendi kaganligina baglamistir. Bu arada savastigi boylar arasinda belirtilen Sekiz Oguzlar’in Göktürkler’in etrafa dagilma sürecine giren asal budunu olma olasiligi yüksektir. Böylece Türk soylu boy ve budunlari denetimine alan Moyen-çor Uygur Kaganligini saglam temellere oturtmus bulunuyordu.
Yükselme Dönemi:
Uygurlar’in Orta Asya politik sahasinda etkinlesmesi yüzyilin ortalarina dogru tirmanan Arap-Çin rekabetiyle ilintilidir. Taraflar kozlarini 751 yilinda Talas Irmagi kenarinda yapilan savasla paylasmislar, Karluklar’in da destegini alan Islam kuvvetleri Çin ordusunu dagitmistir. Çin’in, Göktürk Kaganligi’nin çöküsü ile yayilma ve nüfus etme olanagi buldugu Tarim Havzasi’ni (Bugünkü Dogu Türkistan) tamamen bosaltmasina -bu boslugu Uygurlar doldurdu; bütün Tarim Havzasi Uygur kontrolüne girdi- yol açan bu yeni durum, Çin’de sonu gelmez olaylar çikmasina sebep olmustur. Bu olaylarin en önemlisi Sogu kökenli olup-annesi Göktürk-, Çin ordusunda etkin pozisyonda bulunan An-lu-san adindaki bir komutanin 200 bin kisilik bir kuvvetle Çin baskentleri Lo-yang ve Çang-an’i zaptetmesiydi. Moyen-çur,Tang imparatoru (o dönemde Çin’i yöneten hanedan) Su-tsung]’un yardim çagrisina olumlu yanit verdi. Çin’e giren Moyen-çor baskentleri geri almakta zorlanmadi.Bunun Çin’e maliyeti hiç de azimsanamayacak derecedeydi: 20 bin top ipek ve hatun adayi bir prenses.

Gerileme ve Çöküs:
Alp Kutluk Bilge ve ardillari olan-neredeyse tamami Ay Tengri’de kut ya da ülüg bulduklarini belirten adlar tasiyan-kaganlar döneminde Tibetliler’in Çin’e baskisi iyice artti.Üstelik bu kez Bes-balik havalisine hakim olan Sa-to Türkleri ile de ittifak kuran Tibetliler,Uygurlar’in Çin ile aralarinda kurdugu ticari,siyasal ve askeri dengeleri sarsmaktaydi.Hatta bazi kaganlarin devrilmesinde Tibetliler’in Çin’e yaptiklari akinlarin önlenememesi etkili oluyordu.Bir ara Ediz boyundan Kutlug Kagan (795-805) döneminde bir gönenç yakalandi ise de Tibetliler’in Dogu Türkistan’a sizmasi,Kirgizlar’in kuzeyden baskilari devletin sonunu getirdi.Mani dininin gittikçe yayginlastigi anlasilan ve toplumsal yapisi iyice degisen Uygurlar’in hemen yanibasinda bulunan,göçebe savasçi özelliklerinden hiçbir sey kaybetmemis Kirgizlar 840 yilinda Ordu-balig’i basarak son Uygur kagani Ho-sa’yi öldürdüler,ahaliyi kiliçtan geçirdiler.Ötüken’de devletleri yikilan Uygurlar yurtlarini terk ederek Karluk ülkesine (Çungarya),Kan-çou’ya ve en yogun bir sekilde Iç Asya/Tarim havzasi’na göç ettiler.

Karahanlilar Dönemi

Dogu Türkistan’in batidaki bölgelerine Karluklar Ötüken deki Uygur Hakanligina seklen baglidilar. Yedi Su bölgesinde Kara-Ordu ve Kuz-Ordu (Balasagun) baskent olmak üzere kurmuslardi. Uygur Kaganligi yikilinca Kara-Han unvanini aldi. Topraklari Yedi Su-Kasgar arasinda idi. Karluklar diger bazi Türk boylari ile birlikte, Karahanli devletinin temelini attilar. Ilk Karahanli hükümdari olan Bilge Kül Kadir Han, baskentini Kasgar’a nakletti. Kadir Han’in yegeni olan Satuk Bugra Han, Müslümanligi kabul etti sonra devletin basina geçince Islamiyet’i resmi din olarak ilan etti. Böylece kalabalik Türk kütleleri ilk defa topluca Müslüman oluyorlardi. Bu bütün Türk tarihindeki en önemli olaylardan biri idi. Türklerin sonraki yüzyillarda gelisecek mücadeleleri bakimindan da büyük önem tasiyorlardi. Yeni bir kültür çevresiyle temasa giren Türkler buradan aldiklari degerlerle Türk-Islam Kültürünün sahibi ve gelistiricisi olacaklardi. Bir süre sonra Karahanli Hakanligi ikiye ayrildi. Dogu Türkistan Dogu Karahanli devletinin hakimiyeti altinda kaldi. Ulu Hakan Balasagun’da: yardimcisi olan Hakanda, çok kere Kasgar da oturuyordu. Dogu Karahanli devleti 1090′da Selçuklulara baglandi. Bu dönem on bes yil sürdü. Sonra tekrar bagimsiz hale geldi. Bu defada Karahitaylarin ve Naymanlarin saldirilarina ugradi. Balasagun 1133′te Karahitaylarin eline geçti. Kasgar’i ise Nayman isgal etti. Bu Mogol topluluklarinin yönetimi Cengiz ordularinin istilasina kadar devam etti (1218).

Mogollar Dönemi

Cengiz Han istilasi, Dogu ve Bati Türkistan’i da içine almistir. Cengiz Han’in ölümünden sonra, ülke dört oglu arasinda taksim edilmis. Dogu Türkistan’in bulundugu topraklar Çagatay’a düsmüstür. Timur’un Bati Türkistan’i elde etmesinden sonra, Çagataylarin elinde sadece Dogu Türkistan kalmistir. Burayi ele geçirmek isteyen Timur, bunu basaramamis ve baris yapmak zorunda kalmistir. Dogu Türkistan’daki Çagatay hanedani ile hizmetindeki bütün Mogol beyleri ve askerileri 1357 de Müslüman olduktan sonra Türk-Islam kültürünün etkisine girmisler ve yavas yavas Türklesmislerdir. 17.yüzyilin sonunda Hidayetullah Hocanin baskaldirisi, Çagatay devletini sarsmis ve karisik ortam meydana getirmistir. Bundan yararlanan Mogol Kalmuk’lar, Dogu Türkistan’in kuzeyini isgal etmisler ve burada, merkezi Ili olmak üzere bir devlet kurmuslardir. Bu devlet, ancak 1760′a kadar yasaya bilmistir

Mançur Isgali

Iç karisikliklar sirasinda zor durumda kalan Kalmuk beyi, Çin den yardim isteyince, tahtta bulunan Mançur’lar, bunu essiz bir firsat saymislardir. Ülkeye giren Çin kuvvetlerine karsi basarili olamayan Kalmuk beyi Rusya’ya kaçtiktan sonra, topraklarin savunmasi Burhaneddin Hoca ile kardesi Hoca Cihan’a kaldi. Uzun mücadelelerden sonra yenik düsen bu iki kardes, komsu Bedahsan’a iltica ettilerse de, buradaki emir onlari idam ettirerek baslarini Çinli kumandana gönderdiler. Çinli general, Hoca Cihan’in dul kalan esi Dilsah Sultan’in da kendisine gönderilmesini aksi taktirde Bedahsan’i isgal ettirecegini bildirince emir onu da göndermek zorunda kaldi. General, Dilsad Sultan’i zorla Pekine yolladi. Amaci, hem Dilsad Sultan’i Türkistan’dan çikarmak, muhtemel isyanlari önlemek, hem de onu burada rehin olarak tutmakti. Dilsad Sultan Pekin’e gelince, imparator onunla evlenmek istedi. Fakat, Dilsad Sultan buna siddetler karsi koydu. Bir süre sonra da Çin imparatorunun anneis tarafindan bogduruldu. Bu asil Türk kadini Çin’de ve Dogu Türkistan’da ifffet ve namusun sembolü sayildi. Öldürülen kocasi Hoca Cihan ile birlikte savaslara katilmis yararliliklar göstermis Dilsat Sultan adina Çin’de ve Avrupa da ebedi eserler yazildi. Çin’i yöneten Mançurlar, Dogu Türkistan’i isgal edince (1763) burada bir genel valilik kurdular. Urumçi ve Barköl bölgelerini, Çin’e dahil Kansu’ya bagladilar. Diger bölgelerde de sömürge yönetimi tesis ettiler.

Kurtulus Hareketleri ve Dogu Türkistan Devleti

Mançur istilasindan kurtulmak için, ayri bölgelerde ve ayri zamanlarda çesitli kurtulus hareketleri görülmüstür. Bunlarin arasinda 1763′te Hamudullah Beg hareketi, 1819-1826 yillarinda Cihangir Han hareketi, 1830′da Yusuf Han Hoca hareketi, 1846′da Muhammed Emin Hoca hareketi, 1855′te Veli Han Töre hareketi sayilabilir. Bütün bu kiyamlar kan ve atesle bastirilmis, çok sayida can kaybi verilmis, yüz binlerce göçmen de Bati Türkistan’a kaçmistir. Dogu Türkistan Devleti Nihayet 1863 yilindaki hareket basariya ulasmis, isgalci Çin birlikleri ve onlara yardima gelenler tamamen maglup edilerek Dogu Türkistan istiladan kurtarilmistir. Yakup Beg, çesitli gayretlerden sonra Dogu Türkistan’i bagimsiz bir devlet haline getirmistir. Yakup Beg, dönemin Osmanli Hükümdari Sultan Aziz’e bir elçilik heyeti göndererek kendisine biat ettigini, himaye yardim istemistir. Sultan Abdul Aziz, Dogu Türkistan’a bir askeri heyet ve bir miktar silah göndermistir. Misir Hidivi Ismail Pasa da top ve tüfek yardiminda bulunmustur. Türkiye’den gelen subay ve ögretmenlerin yardimi ile Yakup Beg, 80 Bin kisilik bir ordu kurarak egitime tabi tutmustur. Bu dönemin dikkat çeken bir olayi da, Yakup Beg’in, Osmanli Padisahi adina para bastirip hutbe okutmasidir. Bütün bu gelismeleri takip eden Ingiltere ve Rusya, Dogu Türkistan Devletini resmen tanidilar. Ingiltere sekiz kisilik bir elçi heyeti gönderdi. Yakup Beg, Ingilizlerden de silah satin almaya muvaffak oldu. Bu silahlar Hindistan yoluyla ülkeye getirildi. Ancak Osmanli Devleti, tam bu sirada iç karisiklikla ugrastiklari için yardima devam edemedi. Ingiltere ve Rusya da, Yakup Beg’i kendi kontrolleri altina almanin imkansizligini görünce, Çinlilerin yeni istila hazirligina göz yumdular. Kurulan bu devleti zamanin en büyük güçleri olan Osmanli Imparatorlugu, Ingiltere ve Rusya tanimistir. Ünlü tarihçi Eberhat’in yazdigina göre, Türkistan ihtilali on milyon ölüye mal olmustur.

Dogu Türkistan’da ikinci Mançur Istilasi

Çin, 1875 senesinde Dogu Türkistan’a 82 tabur asker sevk etti. Bu kuvvetlere karsi Yakup Beg kademeli bir savunma hatti kurdu. Ancak çok üstün durumdaki düsman, bazi sehirleri ele geçirdi. Bu sirada Yakup Beg vefat etti. Bu olay Dogu Türkistan kuvvetleri üzerinde kötü bir etki yapti. Bundan yaralanan Çinliler hücumlarini daha da arttirdi ve 1876 yilinin sonunda bütün Dogu Türkistan’i bir kere daha isgal ettiler. Halka gözdagi vermek için, 10 binlerce Türk’ü, Yakup Beg’in hanimini, ogullarini, torunlarini kiliçtan geçirdiler. Ileri gelen devlet adamlarindan, subaylardan 1166 kiside ayni akibete ugradi. Yakup Beg’in cesedinin mezardan çikarilip yakildigi söylentisi bütün Dogu Türkistan’a yayildi. Çin, bu defa Dogu Türkistan’in tamami topraklarina ilhak etti (1884). Dogrudan dogruya bir Çin eyaleti haline getirilen bu öz Türk yurduna Çince Shin Chiang (yeni toprak) adi verildi. Bu dönemdeki Çin yönetiminin uyguladigi idare tarzindan göze çarpan baslica özellikler sunlardir: Büyük bir soykirim hareketine girisildi. Yakup Beg zamaninda Türk mimarisine uygun bir sekilde yapilmis bütün binalar yikilip yerlerine Çin üslubunda binalar yapildi. Dogu Türkistan’in adi degistirildigi gibi, yüzlerce, binlerce yillik sehirleri de Çince isimler konuldu. Dogu Türkistan Türkleri Çince okumaya ve Çinlilerle evlendirilmeye mecbur tutuldu. Genelev, meyhane, kumarhane gibi yerler açilarak Dogu Türkistanlilarin ahlaklari bozulmaya çalisildi. Dogu Türkistanlilarin milli gururlarini kirmak için, Müslüman Türkler, rütbesi ne olursa olsun bir Çinlinin karsisinda ayaga kalkmak veya atindan inerek saygi göstermek zorunda birakildi. Karsi koyma ruhunu öldürmek için, Çinli memurlara çok genis yetkiler tanindi. Bunlar, Dogu Türkistan’liyi istedikleri zaman tutuklatabilir, cezalandirabilir, gerekirse öldürebilirdi. Rütbesi ve mevkii ne olursa olsun bir Dogu Türkistanli, sorguya çekildigi sirada kaymakamin önünde diz çökmek mecburiyetinde idi. Çok agir vergiler ve para cezalari konuldu. Küçük bazi memuriyetler akil almaz fiyatlarla satisa çikarildi. Böylece Dogu Türkistan halki dehsetli bir sekilde soyuldu. Halkin altin, gümüs, mücevher gibi varliklari, teminatsiz kagit para karsiliginda alindi. Madenler parasiz olarak Çin’e tasindi. Çinli tüccarlara her kolayligi saglandigi halde, Dogu Türkistanlilarin ticaret yapmalari engellendi. “Türk” ve “Türkistan” kelimelerinin kullanilmasi, gazete, dergi çikarilmasi, Türkiyeden ve Islam Ülkelerinden gazete,kitap getirilmesi yasaklandi. Halkin hastaliktan kirilmasi için hastane kurulmadi. Türklerin birbirlerine tibbi ve sosyal yardimda bulunmalari engellendi. Çocuk hastalarindan binlerce bebek öldü. Bu dönemden kalma mezarliklarda, büyüklerden çok küçüklerin mezarlari bulunmaktadir. Yapilan bütün binalarda Türkler ücretsiz, yemekleri dahi kendilerine ait olmak üzere, irgat gibi çalistirildi. Bütün bu zulümlerin sonunda, bir zamanlarin ileri ve mamur ülkesi Dogu Türkistan, yoksul, bakimsiz, harap bir hale geldi.

Bagimsiz Çinli Generaller Dönemi (1911-1933)

Dogu Türkistan’da ikinci Mançur istilasi 1911 yilina kadar devam etti. Bu yilda Çin’de Mançur Imparatorlugu devrildi ve yerine Cumhuriyet kuruldu. Iç kargasaliktan faydalanan bazi genel valiler, Dogu Türkistan’i dogrudan dogruya kendi yönetimleri altinda tutmaya basladilar. Bunlar Cumhuriyet yönetimi emirlerine karsi gelerek Dogu Türkistan’in basina 22 yil bela kesildiler. Bu dönemde, generaller darbeler hazirlayarak, birbirlerini öldürterek, hatta gözlerini oydurarak hüküm sürdüler. Ancak ortak noktalari, Dogu Türkistan halkina alabildigine zulmetmek, onlari sömürmek ve geri birakmakti. Hiçbir Türk, idari mevkilere getirilmemis, yetiskin aydinlar zulüm ve iskencelere maruz birakilmistir. W. Bosshard, ayni yillarda (1929) yayinlanan bir arastirmasinda su tespite yer vermektedir. “Yolsuzlugun bütün tabakalara yayildigi Çin Türkistan’inda terakkide diger ticari emtia gibi alinip satilir. Netice su ki, adam akilli para etmeyen hiçbir sey yapilmaz ve ahali sirf Çinli hükümdarlarin zenginlesmesi için soyulur…iste bu suretle, köyler ve sehirler yagma edilmistir.”

Kumul Ayaklanmasi

1928-1933 yillari arasinda isbasinda bulunan Çinli vali Cin’in zulmü çekilmez hale gelmistir. Subat 1931′de Dogu Türkistan’in dogusunda bulunan Kumul vilayetinde Hoca Niyaz Haci ve Salih Dorga’nin öndeliginde bir kiyam basladi. Hareket süratle yayildi ve basariya ulasti. Çinliler Kumulda bozguna ugratilinca, ayaklanma bütün Dogu Türkistan’a yayildi. Iki yil içinde çesitli sehirlerde isyanlar görüldü. Turfanda Musul, Maksut ve Mahmut Muhiti kardesler; Karasehir’de Hafiz Beg ; Bügür ve Küçar’da Temür Beg; Hoten’de Mehmet Emin Bugra ve Sabit Da Molla; Kasgarda Osman Beg; Altay’da Serif Han Töre silaha sarildilar. Bütün Dogu Türkistan Çin isgalinden kurtarildi. 12 Kasim 1933′te Kasgarda istiklal ilan edildi. Kurulan hükümetin basina Cumhurbaskani olarak Hoca Niyaz Haci, basbakanliga da Sabit Da Molla getirildi.

Rus isgal Dönemi(1933-1944)

Bu dönemin basindaki mücadele; Çinliler, Urumçi’de bulunan Beyaz Rus askerleri ve Müslüman Çinliler arasinda geçmistir. Ruslar, çesitli entrikalar yaparak, duruma hakim olmuslar, Dogu Türkistan’in basina kukla bir Çinliyi geçirmislerdir. Dogu Türkistan hükümeti bu sirada çok zayifti, askeri hazirligi yoktu. Yapilan baris teklifini kabulden baska çare göremiyordu. Hoca Niyaz Haci, zor kullanilarak götürülüp Baskan yardimciligi koltuguna oturtuldu. Çinli generalin yardim istegi üzerine Dogu Türkistan’a gelmis bulunan Rus birlikleri ise bir daha buradan çikmadilar. Üstelik, gizli ajanlar göndererek yerlerini saglamlastirdilar. Türkleri sindirmek için çesitli iskenceler uygulamaya basladilar. 125 çesit iskence ve 28 çesit öldürme usulü gelistirdiler. Bunlarin bir kaçi:
1. Kadin ve kizlarin tenasül organlarina elektrik lambalari sokmak ve bunlara cereyan vermek.
2. Basi ve ayaklari ayri ayri iki vasitaya baglanarak, her iki vasitayi aksi yönlere hareket ettirmek.
3. vücutta bir delik açip buraya dügümlü bir ip sokarak iki gün beklettikten sonra, yaranin içine ipi testere gibi sürterek iskence yapmak.
4. Askeri egitimde insanlari hedef olarak kullanmak.
5. Maden ocaklarinda zehirli gazla öldürtmek. (Altay kahramani Serif Han Töre böyle bir ocakta sehit edilmistir.) Ruslar açtiklari bu kurslarda bu iskence yöntemlerini Çinlilere ögreterek yayginlastirmislardir. Dogu Türkistan’a iyice yerlestikten sonra da tasfiye islerine girismislerdir. Böylece 300 bin kisi tutuklanmis, bunlarin binlercesi sehit edilmis. (Hoca Niyaz Haci da bunlarin arasindadir.) Ruslari böyle davranmaya sevk eden sebep, Dogu Türkistan’daki bagimsizligin Türkistan’in kendi idareleri altinda bulunan bölgelerde örnek teskil etmelerinden çekinmeleridir. Bunun için Dogu Türkistan’i isgal ederek, burada ayaklanmayi bastirmis, halki sindirmis ve ilerde yine Çin’e teslim edecek hale getirmistir. Dogu Türkistan’daki Rus isgali 1944′de kadar sürmüstür.

Milliyetçi Çin istilasi

II. Dünya savasinin ilerleyen yillarinda Sovyetler, Almanya karsisinda zor durumda bulunuyorlardi. Onlarin Dogu Türkistan’in basina geçirdikleri kukla Sen, bu durumdan endise duymaya baslamisti. Sirtina dayadigi Ruslar yenilirse Çinliler, Dogu Türkistan’a girip kendisini cezalandirirlardi. Bu sebeple, Nankin deki Çan Key Sek yönetimi ile temas kurdu. Uzun süreli görüsmeler sonunda, anlasma yapildi. Sen, Ruslari kovdu. Rus ajanlarini ve isçilerini sinir disi etti. Komünist izleri sildirecek tedbirler aldirdi. Ruslarin gitmesinden sonra Milliyetçi Çin birlikleri Dogu Türkistan’i isgale basladilar. Çinlilerin ilk isleri, Dogu Türkistan’i Çinlilestirme planini uygulamak oldu. Bunu için Çince mecburi hale getirildi, Türklerin Çinlilerle evlenmeleri tesvik edildi, Çin’den çok sayida göçmen getirtilmesine baslandi. Bunlara, Urumçi taraflarindaki verimli topraklar verildi. Gerçek vatanseverler, milliyetçi aydinlar yine hapishanelerde birakildi.

Dogu Türkistan Komünist Çin isgalinde

Komünist Çin birlikleri, Dogu Türkistan’i kademeli olarak 1949 yilina kadar isgal ettiler ve zulüm idaresi baslatmak için ilk tedbirlerini almaya aldilar:
1. Ürünleri, hayvanlari ve topragin izinsiz satilmasi yasaklandi.
2. Halkin günlük kazanci, isyerlerine gelen banka görevlileri tarafindan zorla alinarak bankaya yatirilmaya baslandi.
3. Vatansever, yüksek ahlakli, itibar sahibi kimseler, düsük ahlakli, zaaf sahibi insanlar belirlendi. Birinciler yok edildi, ikinciler ise halkin basina getirildi.
4. Her ailenin basina kötü ruhlu olan kimse, o seçilerek ailenin reisi tayin edildi.
5. Her sahis, üç günde bir polis idaresine giderek üç gün içinde ne yaptigini anlatmak zorunda tutuldu.
6. Bir kimsenin baskasini ziyaret edecegi zaman polise bas vurmasi, ne zaman ve ne maksatli gidecegi, ne konusacagi hakkinda bilgi vermesi mecburi hale getirildi. Izin almadan bir köyden bir sehre veya baska bir köye tasinmak tamamen yasaklandi.
7. Herkes, birbirinin casusu haline getirildi. Ana-baba, çocugunu; çocuklar, ana-babasini ispiyon etmekle vazifeli tutuldular. Kimsenin kimseye güveni kalmadi. Iki kisinin bir araya gelmesi “Komünist aleyhtari hareket”, üç kisinin bir araya gelmesi “isyan hazirligi” sayildi.
8. Postahanelerde yerlestirilen Çinli Komünistler, mektuplari siki bir sansüre tabi tuttular. En küçük bir isaret veya okunaksiz yazi, sifre kabul edilerek sahipleri cezalandirildi.
9. Seref ve haysiyetten yoksun, milli suurdan habersiz, sefkat, merhamet, vicdan, din, insanlik gibi kavramlardan uzak, mevki ve zevk düskünü, kumarbaz ve hain ruhlu, katil, esrarkes olanlar toplanarak kurslara tabi tutuldular. Bunlara cinayet, zulüm ve iskence metotlari ögretildi.

3,531 total views, 8 views today



Yoruma kapalı.