Home » Makale ve Analizler » M. Kurban Koday ve Kültür Köprüsü “Yalkın” Gazetesi

M. Kurban Koday ve Kültür Köprüsü “Yalkın” Gazetesi

Giriş
Bugün Doğu Türkistan’da Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı özerk bir cumhuriyet olarak varlıklarını devam ettiren Uygur Türkleri, geçmişte büyük başarılara imza atmış ve büyük devletler kurmuşlardır. Uygur Türklerinin tarihleri boyunca Moğol, Mançu ve Çin hâkimiyetlerine karşı verdikleri istiklal mücadelelerinde görev almış ve bu uğurda hayatını kaybetmiş olan Mesut Sabri Baykozi, Mehmet Emin Buğra, İsa Yusuf Alptekin Beyler gibi birçok şahsiyetten biri de Mehmet Kurban Koday’dır. Kurban Koday’ın yaptığı hizmetler ve faaliyetlerin hangi şartlar altında gerçekleştiğini ve bunun sebeplerini anlayabilmek için Doğu Türkistan tarihine kısaca göz atmak gerekir:

744’te Göktürklere karşı verdikleri mücadeleden sonra kurulan Uygur Devleti, 840’ta Kırgızlar tarafından yıkılmıştır. Kağanları ölen Uygurlar, çeşitli ülkelere göç etmeye başlamışlardır. Kırgızlardan kurtulan 15 Uygur boyu batıda Karluklara sığınmış; bazı Uygur boyları da Doğu Türkistan’daki Turfan ve Kâşgar şehirlerine yerleşmiştir. Boylardan bazıları Çin ile Doğu Türkistan arasındaki Kansu bölgesine gitmiş; 13 boydan meydana gelen dördüncü topluluk Güney Çin’e inmiş; küçük bir topluluk da Moğol kabilelerine sığınmıştır. Doğu Türkistan’a göç eden Uygurlar ilk önce Turfan ve Beş Balık bölgelerine yerleşmiştir. Kansu ve çevresine yerleşen Uygur Türkleri bu defa hâkimiyeti genişletme düşüncesine kapılmamış, siyasî çatışmalara girişmeden, başta Çin hükümeti olmak üzere komşuları ile dostluk ve ticarî münasebetlerini devam ettirerek “Kengsu Uygur Devleti”ni kurmuşlardır. Doğu Türkistan’ın kuzey ve batı taraflarına göç eden Uygurlar ise Turfan, Koçu ve Beş Balık civarlarında Koçu Uygur Devletini kurmuşlardır. Balkaş Gölünün güneyi ile Pamir Dağlarının batı taraflarına göç eden Uygurlar da kendilerinden evvel buraya gelerek yerleşik hayata geçen, Tibetlilerle savaşarak Doğu Türkistan’ın güney taraflarına kadar gelen (Kâşgar, Yarkent, Hoten) Uygur Türkleriyle kaynaşmışlar ve Karluk Türkleriyle birleşerek Karahanlı Devletini kurmuşlardır (Kâşgarlı 1998: 5).

Uygur Türklerinden Said Han, 1514 yılında Çağataylardan hanlık hakkını ele geçirerek Saidiye Uygur Devleti’ni kurmuştur. Doğu ve Batı Türkistan’ın kuzeyinde hâkimiyetlerini sürdüren Oyrat Moğolları, 1678’de Saidiye Uygur Devleti’ni ele geçirmiştir. Daha sonra Mançu sülâlesi 1758’de Oyrat Moğol Devleti’ni 1759’da da Doğu Türkistan’ı istila etmiştir. 1863 yılında Doğu Türkistan’da bütün halk Mançu-Çin istilasına karşı direnişe geçmiş ve aynı yıl 14 sene devam edecek olan Yakup Bey başkanlığındaki Doğu Türkistan İslam Devleti kurulmuştur. Bu devlet Osmanlı İmparatorluğu, Rusya ve İngiltere tarafından resmen tanınmış; ancak 1877 yılında İkinci Mançu-Çin istilası karşısında yıkılmıştır (Buğra 1987: 475; Alptekin 1983: 21).

Bugün Doğu Türkistan için “Yeni Toprak” manasına gelen “Şincan” veya “Sinkian” ismi kullanılmaktadır. Bu ismi Mançu-Çin Devletinin komutanı Zozuntan 1884 yılında vermiştir. Mançu-Çin istilasının ardından istilacıların intikam almasından korkan birçok Uygur Türk’ü Rus istilası altındaki Batı Türkistan’a sığınmıştır (Kâşgarlı 1998: 10-12).

İkinci Mançu-Çin istilası 1911 yılına kadar devam etmiş; aynı yıl Çin’de Mançu hanedanı devrilmiş ve cumhuriyet ilan edilmiştir. Çin’deki bu kargaşadan faydalanan bazı umumî valiler Doğu Türkistan’ı zahiren Çin’e bağlı, fiilen kendi başlarına idare etmeye başlamışlardır. Onların zulümlerine dayanamayan Uygur Türkleri iki defa ayaklanmışlardır.

1931’de Hoca Niyaz Hacı başkanlığında başlayan millî kurtuluş mücadelesi sonunda 1933’te Doğu Türkistan’da millî bir hükümet kurulmuştur. 12 Kasım 1933’te Kâşgar’da kurulan bu hükümetin cumhurbaşkanlığına Hoca Niyaz Hacı, başbakanlığına ise Sabit Damolla getirilmiş; ancak bu hükümet de Çin-Rus işbirliği ve Rusların müdahalesine fazla dayanamayıp dağılmıştır (Buğra 1952: 29; Kurban 1995: 83).

1944’te İli, Altay ve Çövçek bölgelerinde millî ayaklanmalar olmuş, 12 Kasım 1944’te Doğu Türkistan Cumhuriyeti hükümeti Ali Han Töre’nin cumhurbaşkanlığında kurulmuş ve 1949 yılının sonunda Rus ve Çin iş birliğiyle dağıtılmıştır. 1949 yılından itibaren Çin’de Çaŋ-Kay-Şek’in ordusunu mağlup eden Kızıl Çin birlikleri Doğu Türkistan’a girmiş, ardından 1955′te Doğu Türkistan’a Şincan Uygur Muhtar Bölgesi adı verilmiştir (Kâşgarlı 1998: 10-12; Alptekin 1970: 15).

Bütün bu şartlar altında Uygur aydınları, 1950’lerden sonra yapılan türlü reformları anlatan, çiftçi ve işçilerden söz eden, sınıf mücadelesini teşvik eden eserler yazmışlardır. Uygur edebiyatı bu yüzden dar sınırlar içine hapsedilmiştir. Birtakım denetimler nedeniyle hacimli eserler meydana getirilememiştir. Uygur yazar ve şairleri 1970’li yılların sonlarına kadar millî duygular taşıyan, tarihî gerçekleri yansıtan eserler yazdığı takdirde “inkılâba karşı çıkan”, “milliyetçi”, “ayrılıkçı” veya “Türkçü” oldukları gerekçeleriyle cezalandırılıp hapse atılmışlardır. Böylece birçok şair ve yazar, şiirlerinde ya da yazılarında millî duygulardan bahsettikleri, vatan, memleket gibi kelimeleri kullandıkları; bu gibi konuları halka duyurmak amacıyla gazete ve dergi çıkardıkları için “millî ayrılıkçı”, “Pan-Türkist”, “milliyetçi” denilerek cezalandırılmışlardır.

İşte bu aydınlardan biri de Mehmet Kurban Koday’dır.

Mehmet Kurban Koday’ın Hayatı

Mehmet Kurban Koday, Doğu Türkistan’ın özgürlük mücadelesinde canla başla çalışan bir aydındır. Onun hakkında, yine Doğu Türkistan Türklerinden Şekür Turan (Turan 1992: 27-28) ve İbrahim Mutlu (Mutlu 1959: 40-42) gibi şahsiyetler çeşitli bilgiler vermişlerdir. Kendisi de uzun bir süre Türkiye’de yaşayan ve burada eğitim gören Koday’ın oğlu Atilla Koday ile gelini Çiçen Koday hâlen İstanbul’da yaşamaktadırlar.
Kurban Koday’ın Türkiye’ye tam olarak ne zaman ve nasıl geldiği hakkında elimizde kesin bir bilgi yoktur. Koday, 1919’da Doğu Türkistan’da Hoten’in Keriya kazasında doğmuştur. Mevcut kütük bilgilerine göre babasının adı Hacı Nuri, annesinin adı ise Ulghan’dır. Kurban Koday’ın babası Hacı Nuri birkaç defa evlilik yaptıktan sonra aslen Batı Türkistanlı bir Özbek Türk’ü olan Ulghan Hanımla hayatını birleştirmiş ve bu evlilikten Kurban Koday dünyaya gelmiştir. Koday’ın Türkiye’ye tahminen 15-16 yaşlarında geldiği sanılmaktadır.

Mehmet Kurban Koday, daha sonra yaptığı çalışmalardan ve verdiği mücadeleden de anlaşıldığı üzere sahip olduğu bilgi birikimini insanlara aktarmayı ve paylaşmayı seven biriydi. O, belki de bu sebepten öğretmenlik mesleğini seçmiştir. Balıkesir Öğretmen Okulu’nun 1126 numaralı öğrencisi olan Kurban Koday, 1942-1943 öğretim yılında buradan mezun olmuş, aynı yıl Hatay’a öğretmen tayin edilmiştir. Hatay’ın Kulu nahiyesi, Çokonulu köyünde 29.09.1943 tarihinde öğretmenliğe başlamıştır.

1944 yılında Çin’de Mehmet Emin Buğra, Mesut Sabri Baykozi, İsa Yusuf Alptekin Beyler millî ve siyasî faaliyetlerde bulunuyorlardı. Doğu Türkistan’ın İli, Altay, Çövçek vilayetlerinde Çinlilere karşı millî mücadele başlamıştı. Türkiye’de bunu duyan bazı gençler, bu mücadeleye katılmak istemişler; bunun için de Doğu Türkistan meselesini bilen ve olayları takip eden Memduh Şevket Esendal’dan yardım talep etmişlerdir. Memduh Şevket Esendal, Doğu Türkistanlı birçok genci Mehmet Emin Buğra’nın mücadelesine yardımcı olmak amacıyla evinde misafir etmiş, okutmuş ve yetiştirmiş bir şahsiyettir. Onun bu hassasiyeti, kendisi Afganistan büyükelçisi iken, o tarihlerde Afganistan’da bulunan Mehmet Emin Buğra ile tanışıp dostluk kurmasından gelmektedir. Bu dostluk daha sonra Doğu Türkistan davasıyla kuvvetlenmiştir (Turan 1992: 27).

1946 yılında Doğu Türkistan’da bir devlet kurulmuştu. Memduh Şevket Esendal çevresindeki gençlerden Kurban Koday’ı bölgeye göndermek için seçmişti. Kurban Koday, Esendal’ın sağladığı maddî ve diplomatik imkânlarla önce Bağdat’a gitti. Bağdat’ta hiçbir engelle karşılaşmadan Çin’e, oradan da Doğu Türkistan’a geçti. Konu ile ilgili olarak görüştüğümüz Koday’ın gelini Çiçen Hanım, onun bizzat kendi babası tarafından Doğu Türkistan’a çağırıldığını ifade etmiştir. Netice itibariyle Koday, çok sıkıntı yaşamadan Doğu Türkistan’a ulaşmıştır.

Şekür Turan bir yazısında Kurban Koday’dan şu şekilde bahseder: “Kurban Koday’ı 1948 senesinde Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de Mehmet Emin Buğra’nın evinde görmüştüm. Sohbetlerinde Uygur şivesiyle Türkiye Türkçesini karıştırarak tatlı bir dille konuşuyordu. Ortaokul hazırlık sınıfına gittiğim sıralarda öğretmenliğimi de yapmıştı. Derslerinde Türkiye’nin ve İstanbul’un güzelliğini anlatırdı.” (Turan 1992: 27).

Kurban Koday, Doğu Türkistan’a gittikten sonra dava arkadaşları ile birlikte koalisyon hükümetinde görev alır. O, öğretmenliğinin yanında aynı zamanda bir yazar ve gazetecidir. Bu tarihlerde dava arkadaşlarının da yardımlarıyla Urumçi’de bazı gazeteler yayımlar. Zor şartlar altında çıkardığı bu gazetelerde Doğu Türkistan’la Türkiye arasındaki bağları kuvvetlendirme ve kültürel alanda birlik fikrini işlerken, özellikle Atatürk’ün görüşlerine yer veriyordu. Koday, bu gazeteler aracılığıyla halkı millî mücadeleye çağırıyordu. O, yayımladığı bu gazetelerde bir yandan Türkçülük fikrini işlerken diğer yandan orta dereceli okullarda konferanslar verip Türkiye’yi anlatıyordu. Aynı zamanda “Ulusal Tarihimizin Ana Hatları” isimli bir ders kitabı hazırlayıp bastırmıştı; ancak bu kitabın Çinliler tarafından toplatılacağını sezerek onu çevresindekilere dağıtmıştı.

Kurban Koday’ın gazeteler çıkardığı dönemde Mesut Sabri Bey genel validir. Dolayısıyla bu gazetelerin yayımlanmasında bir sıkıntı çıkmaz; ancak 1949 senesinde Doğu Türkistan’daki hükümet düşer. Yeni kurulan hükümetin başına Burhan Şehidî getirilir. O dönemde çıkarmakta olduğu Yalkın gazetesi Burhan Şehidî tarafından kapatılır ve Koday’ın okuldaki görevine son verilir. Aynı zamanda o sırada Şincan gazetesinde yazan Abdürrahim Ötkür ile Polad Kadirî de görevden alınırlar. Suçları, yazılarıyla milliyetçilik yapmaktır (Turan 1992: 27).

Kurban Koday daha sonra Mehmet Emin Buğra’nın yardımı ile Yurt isimli bir gazete çıkarmaya başlamışsa da Çin’de ve Doğu Türkistan’da meydana gelen siyasî olaylar yüzünden bu gazete de uzun ömürlü olamamıştır. Koday’ın buna benzer birçok gazete deneyimi olmuştur.

1949 senesinde yönetim Kızıl Çinlilerin eline geçmiştir. Doğu Türkistan’daki diğer arkadaşları gibi Kurban Koday da eşini ve çocuklarını bırakarak yurdu terk etmek için yola çıkar. Doğu Türkistan’ı Hindistan’a bağlayan sınır kapısı Kökat’a gelir. Yanında dava arkadaşları Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Beyler ile başkaları da vardır. Bazılarının yanlarında ağır yükleri ve ticarî malları da bulunduğu için herhangi bir tehlike anında çabuk hareket etme imkânları yoktur. Liderleri Mehmet Emin Buğra ve arkadaşları ya çarpışarak hududu geçip kendi canlarını kurtararak silahsız kişileri Çinlilerin kurşunlarına terk edip ölümlerine sebep olacaklar, ya da kendilerini ve yakınlarını tehlikeye atarak halklarını kurtaracaklardır. Bunun üzerine Mehmet Emin Buğra arkadaşlarına silahlarını bırakmalarını söyler. Çinliler, silahsız kalan M. Emin Buğra ve İ. Yusuf Alptekin Beyler ile yakınlarını yakalayıp götürürler. Böylece silahsız savunmasız yüzlerce kişi canını kurtarmış olur. Kurban Koday bu kargaşadan yararlanıp geriye dönmüştür; ancak, daha sonra o da Pan-Türkist, Pan-İslamist suçlarıyla idama mahkûm edilir. Kurban Koday, suçunu kabul etmediği için 2 Şubat 1952’de kurşuna dizilir. Hacı Yakup Anat, Abdürrahim Ötkür gibi şahsiyetler suçlarını kabul ettikleri için uzun yıllar Çin hapishanelerinde yatmışlardır (Turan 1992: 28).

Kurban Koday, Türkiye ile Doğu Türkistan arasında bir köprü olmuştur. Arkadaşı İbrahim Mutlu onun için şu satırları yazmıştır: “Kahraman kardeşim Kurban ne mutlu sana kucağında doğduğun annenin, büyük ve mukaddes anayurdunun kucağında yine gözlerini yumdun. Son ve asil nefesini, ilk gıdanı toprağından aldığın ve ilk ninnini beşiğinde duyduğun öz annenin, anayurdunun kucağında verdin. “Ben vatanın kurbanıyım” diyordun. Sözünün eri olduğunu ispat ettin. Çünkü sen Türkistanlı bir Türktün. Türkistanlı bir Türk olarak doğdun. Türkistanlı bir Türk olarak vazifeni şerefle ifa ettikten sonra gözlerini yumdun.” (Mutlu 1959: 40)

Bugün, Kurban Koday’ın eşi Doğu Türkistan’ın Urumçi şehrinde; oğlu ve gelini ise İstanbul’da yaşamaktadır.

Mehmet Kurban Koday’ın Eserleri:

Ulusal Tarihimizin Ana Hatları
Eser, Koday’ın ders verdiği öğrenciler için hazırladığı bir tarih kitabıdır. Koday’ın konu ile ilgili olarak Yalkın gazetesinde bu başlık altında makaleleri de bulunmaktadır. Koday’ın öğrencisi olmuş olan Şekür Turan, kitaplığında bu kitabı muhafaza ettiğini belirtmiştir (Turan 1992: 27).

Çıkardığı Gazeteler:
Koday’ın çıkardığı gazetelerin dili Uygurca olmasına rağmen bu dil Genel Türkçeden de izler taşımaktadır. Millî Hayat, Halk Avazı, Köreş, Kutadgu ve Yalkın gazetelerinin başyazarı da kendisidir. Bu gazetelerden belki de diğerlerine göre en düzenli ve uzun ömürlü olanı Yalkın gazetesidir. Gazete, bir şekilde Türkiye’ye de ulaştırılabilmiştir.

Yalkın
Üzerinde ayrıntılı olarak duracak olduğumuz bu gazete, Urumçi’de 1947 yılında çıkmaya başlamıştır. Gazete, Uygurca ve Genel Türkçe ile yayımlanmıştır.
Kurban Koday, kendisi gibi düşünen ve hisseden arkadaşlarıyla çıkardığı gazetelerde genellikle millî ve vatanî duygularını dile getirmiştir. Gazetenin baş sayfasında “Devletçiyiz, Halkçıyız, Milletçiyiz, Laikçiyiz” ibaresi bulunmaktadır. Gazete, 1947 yılında çıkmaya başlamış ve aralıklarla da olsa yayınına iki yıl devam etmiştir. Bizim elimizde bulunan ve üzerinde çalıştığımız nüshalar gazetenin o yıllarda Türkiye’ye ulaşabilen sayılarıdır. Bu sayılar bugün tek cilt hâlinde Millî Kütüphane’nin Süreli Yayınlar kataloğunda 1966 SÇ 69 numarasıyla kayıtlıdır. Bu kayıtta, gazetenin adı Yalkım olarak geçmekle beraber gazetenin gerçek adı Türkiye Türkçesinde “alev” anlamına gelen Yalkın’ dır. Bu cilt içerisinde gazetenin 33 sayısı mevcuttur. Bunların çoğu 1947 yılına ait sayılardır. Gazetenin başyazarı aynı zamanda kurucusu olan Mehmet Kurban Koday’dır. Hemen hemen her sayıda baş makale kendisine aittir. Elde bulunan sayılardan anlaşıldığına göre gazete üç günde bir çıkmaktadır; ancak bu sayılar sadece Türkiye’ye ulaşabilmiş sayılar da olabilir. Çünkü gazetenin ilk sayfasında yer alan “Yalkın tarafından çıkarılmakta olan gündelik siyasî, iktisadî, içtimaî, edebî halk gazetesidir.” ibaresi gazetenin günlük bir gazete olduğunu, en azından öyle düşünüldüğünü göstermektedir. Yalkın gazetesi Uygur Türkçesi ve Türkî dilde yayımlanmıştır. Kullanılan alfabe ise Arap alfabesidir. Gazete ile ilgili dikkati çeken bir nokta gazetedeki dizgi hatalarıdır. Dönemine göre çok başarılı olsa da dizgi konusunda bazı hatalar göze çarpmaktadır. Bunda Arap harflerinin kullanılmasının da etkisi düşünülebilir.

Gazetenin 1947 yılı 10 Temmuz’unda çıkan ilk sayısında Kurban Koday Yalkın gazetesini çıkarma sebeplerini açıklamış ve gazetenin özellik ve amaçlarını 12 madde hâlinde vermiştir. 12 maddelik bu amaçlardan önce ise aşağıdaki ifadeler yer almıştır:

Millät üçün ölüş färzdur Millet için ölmek farzdır.
Lekin yaşimaq qärzdur Fakat yaşamak borçtur.
Özinni tonumiġan millät Kendini tanımayan millet,
Başqa millätŋiŋ şiqaridur Başka milletlerin avıdır.
Özini süymigän kişi Kendini sevmeyen kişi,
İnsanliqniŋ düşminidur. İnsanlığın düşmanıdır.
Hayatta häqiqiy yol başçi ilimdur Hayatta hakikî önder ilimdir.
Bäxt-saadät milliy birlikdidur Mutluluk ve huzur millî birliktedir.
Milliy til, milliy barliqniŋ saqçisidu Millî dil millî varlığın koruyucusudur.

Gazetenin ilk sayısında yayımlanan amaçlar ise şunlardır:
1. Gezitimiz dävlitimiz Çin cumhuriyiti bilän qoşnimiz Sovyätlär Birligi arisidiki dosluq mänasibitliri teximu çiqiş üçün ilmiy häräkät qilidu.
“Gazetemiz, devletimiz Çin cumhuriyeti ile komşumuz Sovyetler Birliği arasındaki dostluk münasebetlerinin daha da artması için ilmî çalışma yapmaktadır.”
2. Gezitimiz käfänsiz yatqan şähidlirimizniŋ ruhi şadlansun üçün vä qan qusup zariġlavatqan millitimizniŋ hayati üçün milliy rähbärlirimizni birlikkä dävät qilidu.
“Gazetemiz, kefensiz yatan şehitlerimizin ruhunu şad etmek için ve kan kusup ağlayan milletimizin hayatı için millî rehberlerimizi birliğe davet etmektedir.”
3. Gezitimiz hälkimizgä bolġan vä bolidiġan här türlüg zulum cafa haqarät häqsizliklärgä qarşi bar güçi bilän küräş qilidu.
“Gazetemiz, halkımıza yapılan ve yapılmakta olan her türlü zulüm, cefa, hakaret ve haksızlıklara karşı var gücü ile savaşmaktadır.”
4. Gezitimiz xälkimizniŋ milliy vä siyasiy davalirini äsas-ı qanuniniŋ 113. maddisi boyinçä ortiġa etip uni häqiqiy rävişdä ämälgä eşurmaq üçün küräş qilidu.
“Gazetemiz, halkımızın millî ve siyasî davalarını Esasî Kanununun 113. maddesi uyarınca ortaya atıp onu doğru bir şekilde hayata geçirmek için savaşmaktadır.”
5. Gezitimiz, qaysi täräfdin bolmisun milliy barliqimizġä, tarixiy miraslirimizġä vä diniy işänçilirimizġä vaqi bolidiġan täcavüz vä suyiqäsdlärgä qarşi turidu.
“Gazetemiz, hangi taraftan olursa olsun millî varlığımıza, tarihî miraslarımıza ve dinî inanışlarımıza yapılan tecavüz ve suikastlara karşı gelmektedir.”
6. Gezitimiz, xälqimizgä ölkimizniŋ märkäz içki ölkiniŋ, koşna häm ; İslam dävlätliriniŋ vä bütün dünyaniŋ ahvalliri häqqidä toġru mälumat bermäkkä vä xälqimiz üçün faydaliq bolġan här bir närsidin uni häbärdar qilişqa tärşidu.
“Gazetemiz, halkımıza ülkemizin Merkez Hükümetinin, komşu ülkelerin, İslam devletlerinin, bütün dünyanın durumları hakkında doğru bilgi vermeye ve halkımız için faydalı olan her şeyden onu haberdar etmeye çalışmaktadır.”
7. Gezitimiz, xälqimizniŋ tiläklirini ülkülüg häm märkäz hükümätlirigä yätküzüşdin taşqiri, hükümitimizniŋ içki vä taşqi siyasiti xälqimizġä tüşändürüp aridiki iş birligini caŋtişqatritidu.
“Gazetemiz, halkımızın dileklerini eyalet ve merkez hükümetlerine ulaştırmaktan başka hükümetimizin iç ve dış siyasetini halkımıza anlatıp aradaki iş birliğini canlandırmaktadır.”

8. Gezitimiz, mätbuatdä vä sözdä ärkinlik degän pirinsipni köz aldida tutup turup mätbuatçilik dairisigä siġidiġan här türlüg fikir vä sözgä orun beridu.
“Gazetemiz, matbuatta ve sözde bağımsızlık denen prensibi göz önünde tutup matbuatçılık dairesine giren her türlü fikir ve söze yer verir.”
9. Gezitimiz, hükümätdin yaki hükümät kişilirimizdin vä yaki här qaysi bir şäxsdin umumniŋ mänfiätigä zärär yätküzidiġan bir kämçilik ötsä uni tänqidiy yollar bilän körsitip tüzütişgä tärşidur.
“Gazetemiz, hükümetten, hükümet adamlarımızdan veya herhangi bir şahıstan umumun menfaatine zarar veren bir kötülük yapılırsa onu tenkit ederek doğru yolu gösterip düzeltmeye çalışmaktadır.”
10. Gezitimiz, hükümitimiz yaki hükümät kişilirimiz vä yaki här qaysi bir şäxs umumniŋ mänfiätiġä xäyrxahliq qilsa ularni insaniy yol bilän täkdirläşni izdidu.
“Gazetemiz, hükümetimiz, hükümet adamlarımız veya her hangi bir şahıs umumun menfaatine iyilik yaparsa onları insanî bir şekilde takdir etmeyi istemektedir.”
11. Gezitimiz, hükümitimiz yaki hükümät kişilirimiz vä yaki här qaysi bir şäxs häqsizliqġä uçrap haqarätlänsä ularni häqiqät mäydanidä turup himayä qilişqa tärşidur.
“Gazetemiz, hükümetimiz, hükümet adamlarımız veya herhangi bir şahıs, haksızlığa uğrayıp hakarete maruz kalırsa onları hakikat meydanında korumaya çalışmaktadır.”
12. Gezitimiz, tinçliq bätimgä vä siyasiy proġramġa toġri kälmäydiġan härbir häräkätgä bar güçi bilän qarşi turidur.
“Gazetemiz, barış anlaşmasına ve siyasî programa uymayan her harekete var gücü ile karşı gelmektedir.”

Gazetenin elimizde bulunan ve tarafımızdan transkribe edilip Türkiye Türkçesine aktarılan sayılarında yer alan yazılar ve bu yazıların künyeleri ise şu şekildedir:

1947 Yil- 10 İyül- Päyşänbä- No:1- San: 1
●Yalqin Gezitisiniŋ Çiqiş Münasibiti Bilän
Yıl 1947- 10 Temmuz– Perşembe – No:1- Sayı: 1
● Yalkın Gazetesinin Çıkışı Münasebetiyle

1947 Yil – 13 İyül- Yäkşänbä – San: 2
●Millät Üçün Ölüş Färzdur Lekin Yaşimaq Qärzdur
●Älbättä Başda Oylişigiz Käräk İdi
Yıl 1947 – 13 Temmuz – Pazar – Sayı: 2
● Millet İçin Ölmek Farzdır Fakat Yaşamak Borçtur
● Elbette Başta Düşünmeniz Gerekirdi
1947 Yil – 16 İyül – Çarşänbä – San: 3
●Gözäl Sänġät Vä Milliy Birlik
1947 Yıl- 16 Temmuz – Çarşamba- San: 3
● Güzel Sanat Ve Millî Birlik

1947 Yil – 19 İyül – Şänbä – San: 4
●Yalġuz Dinimiz Yoq Bolur İmiş!
●Älbättä Başda Oylişigiz Käräk İdi (Beşi 2 Sande)
Yıl 1947 – 19 Temmuz – Cumartesi – Sayı: 4
● Yalnız Dinimiz Yok Olurmuş
● Elbette Başta Düşünmeniz Gerekirdi (Başı 2. Sayıda)

1947 Yil – 21 İyül – Düşänbä – San: 5
●Häzräti Muhammäd Aläyhissälam Vä İslam Dini
Yıl 1947- 21 Nisan- Pazartesi- Sayı: 5
● Hazreti Muhammed Aleyhisselam Ve İslam Dini

1947 Yil – 24 İyül – Päyşänbä – San: 6
●Dünya İqtisadi Vä Parij Yiġini
●Milli Til Qayġumiz
●Anarşizim Nimä? Anarşist Nimä?
Yıl 1947- 24 Temmuz- Perşembe- Sayı: 6
● Dünya EkonomisiVe Paris Toplantısı
● Millî Dil Kaygımız
● Anarşizm Nedir? Anarşist Nedir?

1947 Yil- 27 İyül- Yäkşänbä – San: 7
●Ötmüşdin İbrät Elip Milli Rähbärlirimizniŋ Yol-Yoriqidin Çiqmayli!
●Türkistan Tarixiniŋ Ana Xatliri
Yıl 1947- 27 Temmuz- Pazar- Sayı: 7
● Geçmişten İbret Alıp Millî Rehberlerimizin Yolundan Çıkmayalım!
● Türkistan Tarihinin Ana Hatları

1947 Yil- 3 Avġust- Yäkşänbä – San: 10
●Hayatda Häqiqiy Yolbaşçi İlimdur
●Sini Közläymän
Yıl 1947- 3 Ağustos – Pazar- Sayı: 10
● Hayatta Hakikî Rehber İlimdir
● Seni Düşünüyorum

1947 Yil- 5 Avġust – Säyşänbä – San: 11
●Maarif Xizmätçisi Äfändigä
Yıl 1947- 5 Ağustos- Salı- Sayı: 11
● Eğitim Memuru Efendiye

1947 Yil- 23 Avġust – Şänbä – San: 17
●Savadsiz Setilmilar Qaysi ? Savadliq Setilmilar Qaysi? Xälqçiliq Siyasitigä Qaysi Yeri Toġri Kälmäydur? Märkäz Siyasitigä Kim Bilän Birgä Bolsa Bolar İdi?
●Äsasini Turäp Mänbaini Tarilayli
Yıl 1947- 23 Ağustos- Cumartesi- Sayı: 17
● Cahil Hainler Hangisi? Bilgili Hainler Hangisi? Halkçılık Siyasetine Göre Hangisi Doğru Değil? Merkez Siyaseti Kimle Birlikte Olursa İyi Olur?
● Aslını Düzeltip Kökünü Araştıralım

1947 Yil- 30 Avġust – Şänbä – San: 20
●Türkiyä İnqilabiy Vä 30 Avġust Ġälibiyiti
Yıl 1947- 30 Ağustos- Cumartesi- Sayı: 20
● Türkiye İnkılâbı Ve 30 Ağustos Galibiyeti

1947 Yil – 1 Sentäbir – Düşänbä – San: 21
●Muxabirlär Bayrimi Münasibiti Bilän
Yıl 1947- 1 Eylül- Pazartesi- Sayı: 21
● Muhabirler Bayramı Münasebetiyle

1947 Yil – 4 Sentäbir – Päyşänbä – San: 22
●Ezilmäslik Üçün Üzülmäslik Lazim! ‘Bizniŋ Häqqimiz Bar Lekin Elidiginimiz Yoq!’
Yıl 1947- 4 Eylül- Perşenbe- Sayı: 22
● Ezilmemek İçin Kopmamak Lazım! “Bizim Hakkımız Var Fakat Alanımız Yok”

1947 Yil – 6 Sentäbir – Şänbä – San: 23
●Çin İnqılabi Vä 4 Sintabır Ġalibiyiti
●Türkistan Tarixiniŋ Ana Xatliri (Bäşi 6-9 Sanlardä)
Yıl 1947- 6 Eylül- Cumartesi- Sayı: 23
● Çin İnkılabı Ve 4 Eylül Zaferi
● Türkistan Tarihinin Ana Hatları (Balı 6-9 . Sayılarda)

1947 Yil – 8 Sentäbir – Düşänbä – San: 24
●Maarifsiz Millät, Hasasiz Qariġudur! Qandaġ Qalġanda Mädiniy ●Maarifimizni Yolġa Qoyalaymiz?
Yıl 1947- 8 Eylül- Pazartesi- Sayı: 24
● Eğitimsiz Millet, Elinde Değneği Olmayan Bir Kördür! Biz Medenî Eğitimimizi Nasıl Yola Koyacağız?

1947 Yil – 10 Sentäbir – Çarşänbä – San: 25
●Qizlirini Oqutmiġan Millätlärniŋ Oġlanliri Här Vaqit Qan Yiġliġusidur! Millitimizni Bu Günki Kündiki Falakätlärdin Qutquzuş Üçün Ärlirimizdin Ziyadä Xatun Qizlirimizniŋ Ziyali Boluşliri Lazimdur!
●Türkistan Tarixiniŋ Ana Xatliri
Yıl 1947- 10 Eylül- Çarşamba- Sayı: 25
● Kızlarını Okutmayan Milletlerin Erkekleri Her Zaman Kan Ağlayacaktır! Milletimizi Bugünkü Felaketlerden Kurtarmak İçin Erkeklerimizden Ziyade Kızlarımızın Aydın Olmaları Lazımdır!
● Türkistan Tarihinin Ana Hatları

1947 Yil – 14 Sentäbir – Yäkşänbä – San: 27
●Täŋriniŋ Gülni Tikänlik Qilip Yaratqanliġidin Şikayät Qilmay Tikänlär Arisidä Gül Yaratqiniġa Şükri Qiliş Keräk!
●Milli Til Qayġumiz
Yıl 1947- 14 Eylül- Pazar- Sayı: 27
● Tanrının Gülü Dikenli Yaratmasından Şikâyet Etmeyip Dikenler Arasında Gül Yarattığına Şükretmek Gerekir!
● Millî Dil Kaygımız

1947 Yil- 20 Sentäbir- Şänbä – San: 30
●Çin Cumhuriyiti Vä Başqa Qandaqla Dävlät Bolmisun, Özliriniŋ Quvvätlirini Birläştürgändila Kammunistlärniŋ Siyasiy Härikätlirini Yeŋip Çiqalaydur!
Yıl 1947- 20 Eylül – Cumartesi- Sayı: 30
● Çin Cumhuriyeti Ve Başka Hangi Devlet Olursa Olsun Kuvvetlerini Birleştirirlerse Komünistlerin Siyasî Hareketlerini Yenebilirler!

1947 Yil – 31 Sentäbir- Şänbä – San: 34
●Aldaş Xiyanät Bolsa, Aldiniş Cinayätdur. Bu Günki Kündä Bizlär Qetiqni Häm Pu Däp İçişkä Mäcburmiz
Yıl 1947- 31 Eylül- Cumartesi- Sayı: 34
● Aldatmak İhanetse Aldanmak Cinayettir. Bugün Biz Yoğurdu Üfleyerek Yemeye Mecburuz!

1947 Yil – 3 Oktäbir – Cümä – San: 35
●İqtisad Vä Cämiyät. Hükümitimizniŋ Yoqsul Yurtdaşlirimizġa Ġämxorluq Qilip Yardäm Qilişini Soraymiz!
Yıl 1947- 3 Ekim- Cuma- Sayı: 35
● İktisat Ve Cemiyet. Hükümetimizin Yoksul Yurttaşlarına Merhamet Edip Yardım Etmelerini İstiyoruz!

1947 Yil -5 Oktäbir – Yäkşänbä – San: 36
●Xälqçiliq Vä Salyam. Hükümät Mänfiäti Üçün Xälqni Vä Xälq Mänfiati Üçün Hükümätni Fida Qiliş Büyük Xofliqdur!
Yıl 1947- 5 Ekim- Pazar- Sayı: 36
● Halkçılık Ve Seçim. Hükümetin Menfaati İçin Halkı Ve Halkın Menfaati İçin Hükümeti Feda Etmek Büyük Bir Aldanıştır!

1947 Yil – 7 Oktäbir- Säyşänbä – San: 37
●Türkistan Tarixiniŋ Ana Xatliri (Beşi Ötkän Sanlarda)
Yıl 1947- 7 Ekim- Salı- Sayı 37
● Türkistan Tarihinin Ana Hatları (Başı Geçmiş Sayılarda)

1947 Yil- 13 Oktäbir – Düşänbä – San: 39
●Toġri Mäfkürilik Vä Haqliq Bolġan Kişilär Az Sanliq Bolsimu Köp Sanliq Kişilärni Yeŋip Çiqalaydur
●Türkistan Tarixiniŋ Ana Xatliri (Beşi 37. Sanda)
Yıl 1947- 13 Ekim- Pazartesi- Sayı: 39
● Doğru Ülküye Sahip Ve Haklı Olan Kişilerin Sayısı Az Olsa Da Sayıları Çok Olanları Yenmektedirler
● Türkistan Tarihinin Ana Hatları

1947 Yil – 15 Oktäbir – Çarşänbä – San: 40
●Ögrätmänlär Dünyaniŋ Här Tärifindä Cämiyätniŋ Äŋ Fädakar Vä Äŋ Şäräflik Xizmätçiliridur
Yıl 1947- 15 Ekim- Çarşamba- Sayı: 40
● Öğretmenler Dünyanın Her Tarafında Cemiyetin En Fedakar Ve En Şerefli Hizmetçileridir

1947 Yil – 29 Oktäbir – Çarşänbä – San: 45
●Türkiyä İnqilabiniŋ Toġulişi (Türkiyä Cumhuriyitiniŋ 24′nçi Yilliq Bayrimi Münasibiti Bilän)
Yıl 1947- 29 Ekim- Çarşamba- Sayı: 45
● Türkiye İnkılâbının Doğuşu (Türkiye Cumhuriyetinin Kuruluşunun 24. Yılı Münasebetiyle)

1947 Yil – 1 Noyabir – Şänbä – San: 46
●Ulusal Barliqimizniŋ Küç Qayniġi Ulusal Ädäbiyatimizdur! Bizni Yutmaqçi Bolġan Uluslargä Qarşi Äŋ Büyük Qurilimiz Ulusal Tilimizdur!
Yıl 1947- 1 Kasım- Cumartesi- Sayı: 46 ● Ulusal Varlığımızın Güç Kaynağı Ulusal Edebiyattır! Bizi Yutmak İsteyen Uluslara Karşı En Büyük Silahımız Ulusal Dilimizdir!
1947 Yil – 3 Noyabir – Düşänbä – San: 47
●Türkiyiniŋ Dävlät Bayrimini Täbrikläymiz (29 Oktäbirdiki “Şiŋcaŋ Jabav” Ġezitisiniŋ Baş Maqalisidin Tärcimä Qilindi)
Yıl 1947- 3 Kasım- Pazartesi- Sayı: 47
● Türkiyenin Devlet Bayramını Tebrik Ediyoruz (29 Ekimdeki “Şincan Jabav” Gazetesinin Baş Makalesinden Tercüme Edildi)

1947 Yil – 5 Noyabir – Çarşänbä – San: 48
●Til İmla Häqidä Räisimiz Mäsud Äfändimniŋ Körsätkän Yol-Yoruġi
●Köŋüldin Säslär (Tärmä Çatmilär Toġriluq)
Yıl 1947- 5 Kasım- Çarşamba- Sayı: 48
● Dil Ve İmla Hakkında Önderimiz Mesut Efendinin Gösterdiği Yönerge
● Gönülden Sesler (Terme Çatmalar Hakkında)

1947 Yil- 7 Noyabir – Cümä – San: 49
●Büyük Qoşnimiz Sovet Rusyiniŋ 30 Yilliq Dävlät Bayrimini Täbrikläymiz!
●Köŋildin Säslär (Tärmä Çatmilär Toġriluq) 2
●Ulusal Tariximizniŋ Ana Xatliri
Yıl 1947- 7 Kasım – Cuma – Sayı: 49
● Büyük Komşumuz Sovyet Rusya’nın Devlet Bayramının 30. Yılını Kutluyoruz
● Gönülden Sesler (Terme Çatmalar Hakkında) 2
● Millî Tarihimizin Ana Hatları

1948 Yil- 28 Fevral – Şänbä – San: 93
●Ulusal Tariximizniŋ Ana Xatliri
Yıl 1948- 28 Ocak- Cumartesi- Sayı: 9
● Millî Tarihimizin Ana Hatları

1948 Yil – 2 Mart – Säyşänbä – San: 94
●Oqul Vä Tärbiyä
Yıl 1948- 2 Mart- Salı- Sayı: 94
● Okul Ve Terbiye

1948 Yil – 8 Mart – Düşänbä – San: 97
●Türkiyä Vä Bulġariya
Yıl 1948- 8 Mart- Pazartesi- Sayı: 97
● Türkiye Ve Bulgaristan

1948 Yil – 23 Mart – Säyşänbä – San: 101
●Diyakof Nimä Däydur? (Bäşi Ötkän Sanlarda)
Yıl 1948- 23 Mart- Salı – Sayı 101
● Diyakof Neye Denir? (Başı Önceki Sayılarda)

Yalkın gazetesinde çıkmış olan ve yukarıda künyeleri verilen Koday’ın makaleleri genellikle millî dil, millî sanat, millî ahlak gibi millî konular ile halkı bilinçlendirmeye ve bilgilendirmeye yönelik kız çocuklarının okutulması vb. konularını içermektedir. Onun ayrıca Türk tarihi ile ilgili bilgileri içeren “Ulusal Tarihimizin Ana Hatları” başlığıyla yazdığı makaleleri de vardır. Bu adda bir kitabının da olduğu çalışmamızın başlarında belirtilmişti.

Gazetede yer alan makalelerinde Koday’ın dilinin Türkiye Türkçesine çok yakın olduğu görülmektedir. Bunun iki sebebi olabileceğini düşünüyoruz. Bunlardan biri, onun Türkiye’de eğitim görmesidir. İkincisi ise sahip olduğu millî ülkü neticesinde ortak bir dile yönelme düşüncesidir. Örneğin, Uygur Türkçesinde olay kelimesi kullanılmazken Koday bir makalesinde bu kelimeyi kullanmış ve parantez içinde de Uygur Türkçesindeki karşılığını hadise olarak vermiştir. Uygur Türkçesinde çıkma hâli eki -din’dir; ancak Koday’ın makalelerinde bu ekin Türkiye Türkçesinde olduğu gibi “-den” şeklinde yazıldığını görüyoruz. Birçok ek ve kelimede buna rastlamak mümkündür. Buna benzer durumlar onun makalelerinde çok karşımıza çıkmaktadır.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki; Koday ve çıkardığı gazeteler, özellikle Yalkın gazetesi, Türkiye ile Doğu Türkistan arasında bir kültür köprüsü kurmuş; coğrafya olarak birbirlerinden çok uzakta yaşayan halkların birbirleriyle olan bağlarının daima canlı ve sıcak kalmasını sağlayan etkenlerden biri olmuştur.

KAYNAKÇA

ALPTEKİN, Erkin (1983), “Çin’in Doğu Türkistan Siyaseti”, Türk Kültürü, S. 21, Ağustos.
ALPTEKİN, İsa Yusuf (1970), Doğu Türkistan’da Kızıl Çin Vahşeti, İstanbul.
BUĞRA, M. Emin (1952), Doğu Türkistan, Tarihî, Coğrafî ve Şimdiki Durumu, İstanbul.
BUĞRA, M. Emin (1987), Şarkî Türkistan Tarihi, Ankara.
KÂŞGARLI, S. Mahmut (1998), Çağdaş Uygur Türklerinin Edebiyatı, Ankara.
KURBAN, İklil (1995), Doğu Türkistan İçin Savaş, TTK Yay., Ankara.
MUTLU, İbrahim (1959), “Kurban Koday”, Türkistan Sesi, Yıl: 1, Sayı: 3-4, s. 40-42
TURAN, Şekür (1992), “Kurban Koday ve Hizmetleri”, Millî Folklor, s. 27-28
EKLER

Ek 1: Mehmet Kurban KODAY

Ek 2:

Ek 3:

Ek 4:

kaynak: http://www.abercilasun.com/?p=285

About admin

Leave a Reply

%d blogcu bunu beğendi: